Türkiye’de Rüşvet Yoksa Selam Bile Almıyorlar

Sarraf dosyası: Bakanlara verilen rüşvet rakamları ortaya çıktı

New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara, Rıza Sarraf’ın kefalet başvurusunu kabul etmeme gerekçesini açıklayan dava dilekçesinde, Sarraf tarafından verildiği öne sürülen rüşvet miktarlarını da yazdı.

Sarraf dosyası: Bakanlara verilen rüşvet rakamları ortaya çıktı
Bharara, Rıza Sarraf’ın kendisini ‘hayırsever bir işadamı’ gibi göstermeye çalıştığını, ancak Miami’de gözaltına alındıktan sonraki ilk ifadeleri ile kendilerinin ulaştıkları bilgiler karşılaştırılınca, Sarraf’ın kolaylıkla yalan söyleyebilen bir işadamı olduğunun anlaşıldığını savundu.

Bharara, Zarrab’ın, 9 Mart’ta Miami Havalimanı’nda gözaltına alınmasından sonra üstünden nakit olarak 103 bin dolar çıktığını da dosyaya ekledi. Başsavcı, Sarraf’ın İran, Makedonya ve Türkiye pasaportları bulunduğunu, ancak Zarrab’ın ilk ifadesinde yalnızca Türkiye pasaportu bulunduğunu söylediğini belirtti.

Sarraf’ın, Türkiye’de aralarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu, üst düzey politikacılarla yakın ilişki içinde bulunduğu da anlatılan dosyada, Sarraf’ın kefaletle serbest bırakılması durumunda, 10 milyon doları nakit olmak üzere, 50 milyon dolarlık kefalet parasını gözden çıkarabileceği savunuldu. Sarraf’ın, Türkiye’de 72 gün cezaevinde yattıktan sonra salıverilmesine de değinen Bharara, Sarraf’ın tutuklanmasına karar veren ve gözaltı işlemini gerçekleştiren hem yargı hem de polis görevlilerinin, ya başka yerlere atandıklarını, ya işten el çektirildiklerini ya da kendilerinin yargı karşısına çıkarıldıklarını belirtti.

Bharara’nın dava dilekçesinde, Sarraf’ın eski bakanlara verdiği öne sürülen rüşvet rakamları da yer aldı. Rıza Sarraf’ın eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a Mart 2012 ile Ağustos 2013 arasında 32 milyon euro, 10 milyon dolar ve 300 bin İsviçre Frankı verdiği, ayrıca kendisine bir piyano, lüks saatler ve mücevherler verdiği öne sürüldü. Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’e ise Nisan – Ekim 2013 tarihleri arasında 5,8 milyon dolar rüşvet verildiği, Halk Bankası eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın ise 2,5 milyon euro ile 1,4 milyon dolar aldığı belirtildi. Dosyada, Eski Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın evine 500 bin dolar rüşvet parası gönderildiği de savunuldu.sarraf-dosyasi-bakanlara-verilen-rusvet-rakamlari-ortaya-cikti-1464243578

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) gerçekleştirilen ilerlemeler ve iyileştirilen hukuki çerçeveye karşın Türkiye’nin dış rüşvetin soruşturulması ve ortaya çıkarılması seviyesinden ciddi endişe duyduğunu açıkladı.

OECD’nin “Rüşvetle İlgili Çalışma Grubu”, Türkiye’nin uluslararası işlemlerde yabancı rüşvet uygulamalarıyla mücadele sözleşmesini uygulama seviyesine ilişkin saptamaların yer aldığı raporu tamamladı.

Raporda Türkiye’nin önemli ve jeopolitik anlamda kritik önemde bir ekonomi olduğu belirtilerek şöyle denildi:

“Diğer birçok ülkedekiler gibi Türkiye’nin şirketleri yolsuzluğa eğilimli sektör ve ülkelerde iş yapıyor. Buna karşın yabancı kaynaklı rüşvet Türkiye’de 2003’te bir suç olarak kabul edilmeye başladığından bu yana sadece 10 iddia Türk yetkililerin dikkatine geldi. Türkiye bu iddiaların sadece 6’sı için soruşturma açtı, 3’ü kapandı. Türkiye’nin dış kaynaklı rüşvet kanunlarının işletilme seviyesi -11 yılda beraate giden sadece tek bir soruşturmayla- önemli ölçüde düşük. Çalışma Grubu bu nedenle Türkiye’nin uygulama çabalarında yetersiz ölçüde proaktif olmasından endişe duyuyor.”

Raporda Türkiye’nin yabancı rüşvetle mücadele çerçevesini güçlendirmesi konusunda şu tavsiyelerde bulunuldu:

“Yabancı rüşvet iddialarını proaktif biçimde araştırma ve ortaya çıkarma çabasını önemli ölçüde artırın;

Özellikle kurumsal sorumluluk çerçevesinde eksiklikleri onararak şirketlere karşı yabancı kamu görevlilerine rüşvet suçu uygulamaya geçirin;

Savcıların bağımsızlığını koruyun ve siyasi nitelikli kaygıların yabancı rüşvet soruşturma ve kovuşturmaları etkilememesini temin edin;

Yabancı rüşvet kanunlarını uygulamak için yeterli kaynak ve uzmanlığa sahip kolluk tedarik edin ve;

Hem kamu hem de özel sektörde yabancı rüşvet olaylarını raporlayan ihbarcıları daha iyi koruyun.”

Rapor Türkiye’nin dış ülkelerin taraf olduğu rüşvet olaylarıyla mücadele çabalarının olumlu yönlerini de vurguladı. Türkiye’nin yabancı kaynaklı rüşvet suçuyla ilgili hukuki çerçevesini iyileştirdiği ve Sözleşmeye taraflarca yürütülen iki yabancı rüşvet soruşturmasında etkin işbirliği yaptığı belirtildi. Türkiye’nin vergi yönetiminin de dış kaynaklı rüşveti ortaya çıkarmaya yardımcı olmak için iyi bir çizgide olduğu belirtilen raporda, “Türkiye aynı zamanda yargıç ve savcılara yönelik farkındalık artırıcı faaliyetleri önemli ölçüde çoğalttı” denildi.

Rapor Türkiye’nin Çalışma Grubu’na, ana tavsiyelerle ilgili konularda bir yıl içinde karşılık vermesi çağrısı yaptı. OECD raporunda Türkiye’de yaşanan bazı dış rüşvet olaylarıyla ilgili örnekler verildi.

“SEÇİLMİŞLERİN YARGI ÜZERİNDEKİ GÜCÜNÜ ARTIRAN TARTIŞMALI BİR YASA”

Türkiye’nin 2013 Aralık ayında iç rüşvet, para aklama ve altın kaçakçılığının içinde bulunduğu, hükümetin en yüksek düzeydeki yetkililerinin karıştığı yüksek profilli bir soruşturma deneyimi yaşadığı kaydedildi. Raporda “2014 başında Türk hükümetinin, bazı savcı ve hâkimlerin yanında, Aralık 2013 soruşturmasına dâhil olanlarında aralarında bulunduğu birkaç yüz adet polisi atamaya tabi tuttuğu bildirildi. Kısa süre sonra Türk parlamentosu da, her ne kadar Anayasa Mahkemesi bazı tartışmalı hükümlerin anayasaya aykırı olduğunu açıklasa da seçilmişlerin yargı üzerindeki gücünü artıran tartışmalı bir yasa çıkardı.

1 Eylül 2014’te ise Aralık 2013 soruşturmasına yeni atanan savcı 96 kişinin soruşturulmasına gerek olmadığı kararını verdi. Türk hükümetinin iç rüşvet soruşturmasına verdiği karşılık, bazı uluslararası kuruluşlar yanında uluslararası medyayla Türk medyasında büyük ölçüde eleştirildi. Türkiye bu son gelişmelerin hiçbirinin dış rüşvet cezalandırmaları üzerinde etkili olmadığını savundu. Siyasi müdahalenin dış rüşvet soruşturmalarını ve savcıları etkileyebileceği riski Çalışma Grubu’nun ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor.” ifadeleri yer aldı.

yolsuzluk-ve-rusvet-operasyonunda-gozaltina_51629_bAynı olaylarla ilgili örneğe raporun bir başka bölümünde de değinilirken büyük çaplı atamalarla hukuki iyileştirmelerin kronoloji ve bağlamını açıklamanın önemine değinildi ve bunların Türkiye’deki kolluğun tarafsızlık ve bağımsızlığıyla ilgili algılamaları etkilediğine kuşku olmadığı kaydedildi.

17 Aralıkla başlayan soruşturmaların hükümeti destekleyenler tarafından, hükümeti yıpratma ve sonunda devirme “paralel devlet”in bir komplosu olarak görüldüğü belirtilen raporda Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın geniş çaplı atamaların yargı bağımsızlığına zarar verdiği görüşünü ifade ettiği hatırlatıldı. R

aporda “Yerinde ziyaretin ardından Türkiye iç rüşvet dosyasına yönelik soruşturmaların hala sürdüğünü ve görevden almalarla atamaların yargının gidişatını etkilememiş olduğuna işaret etti” denildi.

https://t.co/8J4v6W431C