Proletaryanın Sesi PRAVDA 102 Yaşında

Pravda 1991′de iktidardan uzaklaştırılıp yasadışı ilan edilmesine değin Sovyetler Birliği Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin resmi yayın organı olmuştur. Kapanmasından hemen sonra eski çalışanları tarafından aynı adla tekrar kuruldu. İlk kez 1908′de Lev Troçki yönetiminde Viyana’da basılmaya başlanarak, kaçak yollardan Rusya’ya sokuluyordu. 1912′de Petersburg’da gizli bir gazete olarak yayımlanmaya devam edildi.

Çarlık rejiminin polis örgütü tarafından sürekli olarak kapatılan gazete, her defasında başka bir adla yeniden çıktı. Sonunda 1917 Sovyet Devrimi’nden sonra partinin resmi yayın organı haline geldi (1918). SSCB’nin dağılmasına değin ülkenin en önemli resmi gazetesi, haber ve eğitim organı olan Pravda, bilim, ekonomi, kültür ve edebiyat konularında, ideolojik yorumlar ve makaleler yayımlıyordu. Ayrıca okur mektuplarına ve onları komünist kuram ve programlar konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan yazılara yer veriyordu.

Uluslararası ilişkilerle ilgili haber ve yorumlar, Sovyet dış politikasının sesi durumundaki İzvestiya gazetesinde yer aldığından, Pravda’daki dış haberler genellikle yabancı ülkelerdeki iç gelişmelerle sınırlıydı. Az sayıda fotoğraf kullanan Pravda sayfa düzeni ve tipografisiyle de SSCB komünist partisini temsil eden bir yayın organıydı. Ayrıca uluslararası basında yer alan haberler, sansürlü olarak yayımlanırdı.

Pravda’da yayımlanan başyazılardan çoğu, rejimin ve komünist partinin resmi söylemleri olduğundan öteki Sovyet gazetelerinde de yayımlanırdı.
Bolşevik Partinin elinde, örgütü güçlendirme ve kitleler üzerinde nüfuz kazanmanın güçlü bir aracı, Petersburg’da yayınlanan günlük Bolşevik gazete “Pravda” (Gerçek) idi. Bu gazete, Lenin’in talimatı uyarınca Stalin, Olminski ve Poletayev’in inisiyatifiyle kurulmuştu. Proleter kitle gazetesi “Pravda”, devrimci hareketin yeniden yükselişiyle aynı zamanda yayın hayatına girdi. 22 Nisan 1912′de ilk sayısı çıktı. Bu, işçiler için gerçek bir bayram günüydü. “Pravda”nın çıkışı şerefine, işçi basını bayramı olması kararlaştırıldı. “Pravda”dan önce Bolşevikler, ileri işçiler için “Zvezda” adlı haftalık bir gazete çıkarıyorlardı. Lena olayları sırasında “Zvezda” önemli bir rol oynadı. Onda Lenin ve Stalin’in, işçi sınıfını mücadeleye seferber eden bir dizi sert siyasi makalesi yayınlanmıştı.

Ama devrimci hareketin yükselişi karşısında haftalık bir gazete, Bolşevik Parti için artık yetersiz geliyordu. En geniş işçi katmanlarına mahsus günlük bir siyasi kitle gazetesine ihtiyaç vardı. Ve “Pravda” böyle bir gazete oldu. Bu dönemde “Pravda” olağanüstü önemli bir rol oynadı. Geniş işçi sınıfı kitlelerini Bolşevizme kazandı. Durmak bilmez polis takibatı, para cezaları, sansürün hoşuna gitmeyen yazı ve mektuplar yayınlamaktan dolayı sayıların toplatılması vb. yüzünden “Pravda” ancak on binlerce ileri işçinin aktif desteği ile çıkabiliyordu. “Pravda” büyük para cezalarını ancak işçilerin aralarında topladıkları cömertçe bağışlar sayesinde ödeyebiliyordu. Sık sık, “Pravda”nın toplatılan sayılarının büyük kısmı yine de okuyucuların eline geçiyordu, çünkü aktif işçiler daha geceleyin matbaaya gelerek gazete balyalarını kaçırıyorlardı. Çarlık hükümeti 2,5 yıl içinde “Pravda”yı tam sekiz kez kapattı; ama her defasında işçilerin desteğiyle gazete yeni ama benzer bir adla yeniden çıkarıldı.

Örneğin “Za Pravdu” ( Gerçek İçin), “Put Pravdi” (Gerçeğin Yolu), “Trudovaya Pravda” (Gerçek Emek). Pravda”nın ortalama tirajı 40 000 iken, Menşeviklerin günlük gazetesi “Luç”un (Işın) tirajı 15-16 000′i geçmiyordu. İşçiler “Pravda”yı kendi işçi gazeteleri olarak görüyor; ona sonsuz güven duyuyor ve onun söylediklerine kulak kesiliyorlardı. “Pravda”nın her nüshası elden ele dolaşıp, düzinelerce okuyucu tarafından okunuyor, onların sınıf bilincini biçimlendiriyor, onları eğitip örgütlüyor, mücadeleye çağırıyordu. Pravda´nın her sayısında, işçilerin nasıl yaşadığını, onların kapitalistler tarafından, onların emrindeki fabrika yöneticileri ve ustabaşılar tarafından nasıl amansızca sömürüldüğünü, çeşitli baskı yöntemleriyle nasıl ezildiğini ve nasıl aşağılandığını anlatan çok sayıda işçi mektubu yayınlanıyordu. Bunlar kapitalist şartları sert ve isabetli bir şekilde suçluyordu.

“Pravda” sık sık, işsiz ve aç işçilerin, bir daha iş bulamama umutsuzluğu içinde intihara sürüklenişinin haberlerini veriyordu “Pravda”, çeşitli fabrikalarda ve sanayi kollarında çalışan işçilerin sıkıntılarını ve taleplerini, işçilerin kendi talepleri için nasıl mücadele ettiklerini yazıyordu.
Neredeyse her sayıda, çeşitli fabrikalardaki grevler üzerine yazıyordu. Büyük, uzun süren grevler olduğunda, gazete, diğer fabrikaların ve sanayi kollarının işçilerini grevcilere para toplayarak destek olmak üzere örgütlüyordu. Bazen grev fonları için on binlerce ruble toplanıyordu -bu, işçilerin çoğunun günde 70-80 kopekten fazla almadığı o günler için muazzam bir miktardı.

Bu, işçileri proleter dayanışma ruhuyla ve tüm işçilerin çıkarlarının bir olduğu bilinciyle eğitiyordu. İşçiler her siyasi olaya, zafere veya yenilgiye, “Pravda”ya mektup, selam, protesto vb. yollayarak tepki gösteriyorlardı. “Pravda”, makalelerinde, işçi sınıf hareketinin görevlerini tutarlı Bolşevik bir bakış açısından aydınlatıyordu. Legal bir gazete, doğrudan Çarlığı devirme çağrısında bulunamazdı. İma yoluyla çalışmak gerekiyordu, sınıf bilinçli işçiler ise bunları çok iyi anlıyor ve kitlelere anlatıyorlardı. Örneğin “Pravda”da, “1905 yılının eksiksiz ve kısıtlanmamış taleplerinden söz edildiğinde, işçiler, Bolşeviklerin devrimci şiarlarının; Çarlığın devrilmesi, demokratik cumhuriyet, çiftlik sahiplerinin topraklarına el konulması ve sekiz saatlik işgünü şiarlarının söz konusu edildiğini anlıyorlardı.

IV. Duma seçimlerinin arifesinde “Pravda” ileri işçileri örgütledi. Liberal burjuvaziyle anlaşma yanlılarının, “Stolypin İşçi Partisi” yandaşlarının, Menşeviklerin hain konumlarını teşhir etti. “Pravda”, işçileri, “1905 yılının eksiksiz ve kısıtlanmamış taleplerinin yandaşlarına, yani Bolşeviklere oy vermeye çağırdı. Seçimler çok dereceliydi. İlkönce işçi toplantılarında temsilciler seçiliyor, sonra temsilciler ikinci seçmenleri seçiyor ve ancak bu ikinci seçmenler Duma’daki işçi temsilcilerinin seçimini gerçekleştiriyordu. Seçim günü “Pravda” bir Bolşevik  seçmenler listesi yayınladı ve işçilere bu listeye oy vermelerini tavsiye etti. Listeyi daha önce yayınlamamak gerekiyordu, çünkü aksi takdirde öngörülen adaylar tutuklanma tehlikesine maruz bırakılmış olacaktı. Pravda, proletaryanın eylemlerini örgütlemeye yardım etti.

1914 baharında Petersburg’daki büyük lokavt sırasında kitle grevi ilan etmek amaca uygun olmadığından, “Pravda” işçilere, başka mücadele biçimlerine başvurmaları, fabrikalarda kitle toplantılarına ve sokak gösterilerine başvurmaları çağrısında bulundu. Bunlar hakkında gazete açıkça yazamıyordu. Fakat sınıf bilinçli işçiler, Lenin’in “İşçi Sınıfı Hareketinin Biçimleri Üzerine;” gibi mütevazı bir başlığı olan makalesini okuduklarında, çağrıyı anladılar. Bu makalede, şu anda grevin yerine işçi sınıf hareketinin daha ileri biçimlerini geçirmek gerektiği söyleniyordu ki bu, toplantılar ve gösteriler düzenlemek için bir çağrı demekti. Bolşeviklerin illegal devrimci faaliyetleri ile, işçi kitlelerinin “Pravda” vasıtasıyla legal ajitasyon ve örgütlenmesinin birleştirilmesi bu şekilde gerçekleştiriliyordu.

“Pravda”, sadece işçi yaşamı üzerine, grevler ve gösteriler üzerine yazmıyordu. “Pravda” köylü yaşamını, köylülüğün çektiği açlığı, çiftlik sahipleri, feodal beyler tarafından sömürülmesini de sistematik olarak aydınlatıyor, Stolypin “reformu” sonucunda köylülerin en iyi topraklarının nasıl münferit çiftlik sahibi Kulaklar tarafından talan edildiğini gösteriyordu. “Pravda”, sınıf bilinçli işçilere, köyde ne kadar patlayıcı madde birikmiş olduğunu gösteriyordu. Proletaryaya, 1905 Devriminin görevlerinin çözülmediğini, yeni bir devrimin yaklaşmakta olduğunu öğretiyordu. Proletaryanın bu ikinci devrimde halkın gerçek önderi ve yol göstericisi olarak ortaya çıkması gerektiğini, bu devrimde devrimci köylülük gibi güçlü bir müttefike sahip olacağını öğretiyordu.

Menşevikler, proletaryanın devrim fikrinden vazgeçmesi için bütün güçleriyle yükleniyorlardı. İşçilerin aklına şunu sokmaya çalıştılar: Halkı, köylülerin açlığını, aşırı gerici çiftlik sahiplerinin, feodal beylerin egemenliğini düşünmeyi bırakın, sadece “dernek kurma özgürlüğü” uğruna mücadele edin, bu konuda Çarlık hükümetine “dilekçe” sunun. Bolşevikler işçilere, bu devrimden vazgeçme, köylülükle ittifaktan vazgeçme Menşevik vaazının burjuvazi yararına edilmekte olduğunu, işçilerin, köylüleri müttefik olarak kendi taraflarına kazandıklarında Çarlığı mutlaka yeneceklerini, Menşevikler türünden kötü çobanları devrim düşmanları olarak bir kenara itmek gerektiğini açıkladılar.

“Köylü Yaşamı” başlıklı bölümde “Pravda” neler üzerine yazıyordu?

Örnek olarak 1913 yılına ait bazı mektupları alalım: Samara’dan “Tarım Meseleleri” başlıklı bir mektup, Bulguma kazasının Novohasbulat köyünde, komünden ayrılan özel topraklı köylülere komün toprağından tahsis edilecek kısımları işaretler neye gelen kadastro memuruna karşı direnmekle suçlanan 45 köylüden önemli bir kısmının ağır hapis cezalarına çarptırıldığını bildiriyordu. Pskov ilinden gelen kısa bir mektup şunları bildiriyordu: “Zavalye istasyonu yakınlarındaki Psitsa köyü köylüleri kır jandarmasına karşı silahlı direnişe geçti. Ufa ilinden gelen bir mektupta, köylülerin hissesine düşen toprakların durmadan satıldığı, kıtlığın ve köy komünlerinden çekilmeye izin veren yasanın, köylülerin topraktan sürülmesi sürecini güçlendirdiği bildiriliyordu. Borisovka köyünü alalım. Burada 27 hane, toplam 543 desiyatin ekilebilir toprağa sahip.

Kıtlık sırasında beş çiftçi tarafından 31 desiyatin toprak, desiyatini 25 ila 33 ruble arasında değişen fiyatlarla temelli satıldı, oysa arazinin değeri bunun 3 veya 4 katı. Aynı köyden yedi başka işletme, toplam 177 desiyatini, altı yıl süreyle yıllık % 12 faizle ipotek ettirerek desiyatin başına 18-20 ruble aldı. Halkın yoksulluğu ve faizin fahişliği göz önünde tutulursa, 177 desiyatinin yarısının tefecinin eline geçeceği kesinlikle söylenebilir, çünkü böyle muazzam bir meblağı borçluların yarısı bile altı yılda ödeyemez. “Pravda”da yayınlanan “Rusya’da Büyük Toprak Mülkiyeti ve Küçük Köylü Toprak Mülkiyeti” makalesinde Lenin, işçilere ve köylülere kan emici toprak ağalarının elinde ne kadar büyük araziler olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterdi.

Sadece 30 000 büyük toprak sahibi, yaklaşık 70 milyon desiyatin toprağa sahipti. 10 milyon köylü hanesi de aynı miktarda toprağa sahipti. Her büyük toprak sahibine ortalama 2 300 desiyatin, Kulaklar da dahil beher köylü hanesine ise Ortalama 7 desiyatin düşüyordu; Üstelik iktisadi bakımdan zayıf 5 milyon köylü ailesine, yani tüm köylülüğün yansına, hane başına ancak 1 ila 2 desiyatin toprak düşüyordu. Bu rakamlar da açıkça gösteriyordu ki, köylülerin yoksulluğunun ve sık sık görülen kıtlığın kökleri, çiftlik sahiplerinin büyük toprak mülkiyetinde, köylülerin ancak işçi sınıfı önderliğinde bir devrimle kurtulabilecekleri serflik kalıntılarında yatmaktadır.

Köyle bağ içinde olan işçiler aracılığıyla “Pravda” kıra girdi ve ileri köylüleri devrimci mücadeleye uyandırdı. “Pravda”nın kurulduğu dönemde illegal sosyal-demokrat örgütler tamamen Bolşeviklerin elindeydi. Legal örgüt biçimleri ise -Duma fraksiyonu, basın, sigorta sandıkları, sendikalar- henüz tümüyle Menşeviklerden koparılmamıştı. Tasfiyecileri işçi sınıfının legal örgütlerinden atmak için Bolşeviklerin kararlı bir mücadele vermesi gerekiyordu. “Pravda” sayesinde bu mücadele zaferle taçlandı. “Pravda”, Parti ilkesi uğruna mücadelenin, işçi sınıfının devrimci kitle partisinin yeniden tesisi uğruna mücadelenin ta odak noktasındaydı. “Pravda“, legal örgütleri Bolşevik Partinin illegal üsleri etrafında birleştirmeye çalışıyor ve işçi sınıfı hareketini belirli bir hedefe, devrim için hazırlığa yöneltiyordu.

“Pravda”nın çok sayıda işçi muhabiri vardı. Sadece bir yıl içinde, 11,000’in üstünde işçi mektubu yayınladı. Ama işçilerle bağ kurması sadece mektup yoluyla olmuyordu.Fabrikalardan gelen çok sayıda işçi, her gün yazı işleri bürosuna uğruyordu. Partinin örgütsel çalışmasının önemli bir, bölümü “Pravda” yazı işleri bürosunda yoğunlaşmıştı. Burada yerel Parti hücrelerinin temsilcileriyle toplantılar yapılıyor, fabrika ve işletmelerdeki Parti çalışması üzerine bilgiler buraya akıyor, Petersburg Komitesi’nin ve Parti Merkez Komitesi’nin Parti talimatları buradan iletiliyordu.

İşçi sınıfının devrimci kitle partisini yeniden tesis etmek için Tasfiyecilere karşı iki buçuk yıl süren inatlı mücadeleden sonra 1914 yazında Bolşevikler, Rusya’nın siyasi bakımdan aktif işçilerinin beşte dördünün Bolşevik Partiyi, “Pravda” taktiğini izlemesini sağladılar. Örneğin, 1914 yılında işçi gazeteleri için para toplayan toplam 7,000 işçi grubundan 5,6O0′ünün Bolşevik basın, ve sadece 1,400′ünün Menşevik basın için para toplaması bunu gösteriyordu. Buna karşılık, Menşeviklerin liberal burjuvazi ve burjuva aydınlar arasında birçok “zengin dostları” vardı ve bu dostlar Menşevik gazetesinin devam ettirilebilmesi için gerekli miktarın yarısından fazlasını veriyorlardı. O zamanlar Bolşeviklere “Pravdacılar” denirdi. Devrimci proletaryanın tüm bir kuşağı, daha sonra Ekim Sosyalist Devrimini yapacak olan kuşak, “Pravda” tarafından yetiştirildi. “Pravda”nın ardında, on binlerce, yüzbinlerce işçi duruyordu. Devrimci hareketin yükselişi yıllarında (1912-1914), Bolşevik kitle partisinin sağlam temelleri atıldı, bunu emperyalist savaş sırasında çarlığın hiçbir takibatı yıkamayacaktı.

“1912 yılının ‘Pravda’sı -Bolşevizmin 1917 yılındaki zaferinin temel taşının konmasıydı.” (Stalin.)

Partinin tüm-Rusya çapındaki bir diğer legal organı, IV. Devlet Duması’ndaki Bolşevik fraksiyondu. 1912′de hükümet, IV. Duma için seçim yapılacağını ilan etti. Partimiz seçimlere katılmaya büyük önem verdi. Sosyal-Demokrat Duma Fraksiyonu ve “Pravda”, Bolşevik Partinin kitleler içindeki devrimci çalışmasının tüm-Rusya çapındaki en önemli legal üsleriydi. Bolşevik Parti, Duma seçimlerinde bağımsız bir şekilde, kendi şiarlarıyla ortaya çıktı ve ayın zamanda hem hükümete hem de liberal burjuvaziye (Kadetlere) ciddi darbeler indirdi. Bolşevikler seçim kampanyasını, demokratik cumhuriyet, sekiz saatlik işgünü ve çiftlik sahiplerinin topraklarına el konulması şiarları altında yürüttüler.
IV. Duma için seçimler 1912 sonbaharında yapıldı. Petersburg’daki seçimlerin gidişinden memnun kalmayan hükümet, Ekim başında bir dizi büyük işletmedeki işçilerin seçim hakkına tecavüze kalktı. Buna cevap olarak -Partimizin Petersburg Komitesi, Stalin yoldaşın önerisi üzerine, büyük işletmelerin işçilerini bir günlük greve çağırdı. Güç duruma düşen hükümet gerilemek zorunda kaldı ve işçiler toplantılarda, güvendikleri adayları seçme imkânını elde ettiler.

İşçilerin muazzam çoğunluğu, Stalin yoldaş tarafından hazırlanan, delegelere ve temsilciye verdiği “seçmen görevini (Nakaz) onayladı. “Petersburg’lu İşçilerin İşçi Temsilcisine Verdikleri Görev”, 1905 yılının çözülmemiş görevlerine dikkat çekiyordu: “Biz”, diyordu Vekalet, “Rusya’nın belki 1905 hareketinden daha, derin olacak kitle hareketlerinin arifesinde bulunduğunu düşünüyoruz… Bu hareketin öncü savaşçısı, 1905 yılında olduğu gibi, Rus toplumunun en ileri sınıfı Rus proletaryası olacaktır. Onun müttefiki ise ancak, Rusya’nın feodal bağlardan kurtarılmasında yaşamsal çıkarı olan, çok çile çekmiş köylülük olabilir. “Seçmen görevi”, halkın gelecekteki eylemlerinin iki cepheli bir mücadele biçimini alacağını açıklıyordu -hem Çarlık hükümetine karşı hem de Çarlıkla uzlaşma arayan liberal burjuvaziye karşı. Lenin, işçileri devrimci mücadeleye çağıran bu “seçmen görevine büyük önem verdi.Ve işçiler, kararlarıyla bu çağrıya cevap verdiler.

Bolşevikler seçimlerde zafer kazandılar; Petersburg işçileri tarafından Badayev yoldaş Duma’ya seçildi. Duma seçimlerinde işçiler, halkın diğer kesimlerinden ayrı olarak oy kullandılar (İşçi Kuryesi). İşçi Kuryesi’nin dokuz temsilcisinden altısı Bolşevik Parti üyesiydi: Badayev, Petrovski, Muranov, Samoylov, Şagov ve Malinovski (sonradan, bu sonuncunun ajan-provokatör olduğu ortaya çıktı.) Bolşevik temsilciler, işçi sınıfının en az beşte dördünün yaşadığı en büyük sanayi merkezlerinden seçilmişti. Bazı tasfiyeciler ise işçiler tarafından, yani İşçi Kuryesi içinden seçilmemişti.
Bu nedenle Duma’da altı Bolşevike karşılık yedi Tasfiyeci vardı. Önceleri Bolşevikler ve Tasfiyeciler Duma’da ortak bir sosyal demokrat fraksiyon kurdular. Bolşeviklerin devrimci çalışmalarına engel olan Tasfiyecilere karşı inatlı mücadeleden sonra Bolşevik temsilciler, Bolşevik Parti Merkez Komitesi’nin talimatı üzerine Ekim 1913′te birleşik sosyal demokrat fraksiyondan ayrıldılar ve bağımsız bir Bolşevik fraksiyon kurdular.
Bolşevik temsilciler, Duma’da otokrasi sistemini teşhir eden devrimci konuşmalar yaptılar. İşçilere karşı şiddet eylemleri, işçilerin kapitalistler tarafından insanlık dışı bir biçimde sömürülmesi hakkında hükümete gensoru önergeleri verdiler.

Tarım sorununu da Duma’da dile getirdiler: konuşmalarında köylüleri çiftlik sahiplerine, feodal beylere karşı mücadeleye çağırdılar, ve çiftlik sahiplerinin topraklarına el konularak bunların köylülere devredilmesine karşı çıkan Kadet Partisini teşhir ettiler. Bolşevikler, Devlet Duması’nda, sekiz saatlik işgünün öngören bir yasa önerisi getirdiler; bu öneri Kara Yüzler Duması tarafından elbette kabul edilmedi, ancak ajitasyon bakımından çok değerli oldu. Bolşevik Duma fraksiyonu, Parti Merkez Komitesi’yle ve Lenin’le sımsıkı bağlara sahipti ve Lenin’den talimat alıyordu. Petersburg’da kaldığı sürece de dolaysız olarak Stalin yoldaş tarafından yönetildi. Bolşevik temsilciler, sadece Duma içindeki çalışmayla yetinmediler.Duma dışında da büyük bir faaliyet geliştirdiler. Fabrikaları ve işletmeleri gezdiler, ülkenin işçi merkezlerini dolaşarak devrimci konuşmalar yaptılar, partinin kararlarını izah ettikleri gizli toplantılar düzenlediler ve yeni parti örgütleri kurdular: Temsilciler, legal çalışmayı illegal, yeraltı çalışmasıyla ustaca birleştirdiler.

LEGAL ÖRGÜTLERDE BOLŞEVİKLERİN ZAFERİ  DEVRİMCİ HAREKETİN DAHA DA YÜKSELİŞİ  EMPERYALIST SAVAŞIN ARİFESİ
Bu dönemde Bolşevik Partisi, bütün biçim ve tezahürleri ile proleter sınıf mücadelesini yönetmenin mükemmel örneklerini sundu. İllegal örgütler inşa etti. İllegal broşürler yayınladı.Kitleler içinde gizli devrimci çalışma yaptı. Aynı zamanda işçi sınıfının çeşitli legal örgütlerini gittikçe daha çok kendi etkisi altına aldı. Parti, sendikaları, halkevlerini, gece üniversitelerini, kulüpleri ve sigorta sandıklarını fethetmeye çalıştı. Bu legal örgütler uzun zamandan beri Tasfiyecilere sığınaklık yapıyordu.Bolşevikler, legal kuruluşları Partimizin üs noktalarına dönüştürmek için enerjik bir mücadele verdiler. İllegal çalışmayı legal çalışmayla ustaca birleştiren Bolşevikler, iki başkentteki sendika örgütlerinde çoğunluğu kazandılar.Petersburg Metal İşçileri Sendikası’nın 1913 yılında yapılan Yönetim Kurulu seçiminde kazanılan zafer özellikle parlaktı: toplantıya katılan 3,000 metal işçisinden ancak 150′si Tasfiyecilere oy verdi.

Aynı şey, IV. Devlet Duması’ndaki sosyal-demokrat fraksiyon gibi büyük öneme sahip bir legal örgüt için de söylenmelidir. Duma’da Menşeviklerin yedi, Bolşeviklerinse altı temsilcisi olmasına rağmen, esas olarak proleter-olmayan bölgelerden seçilen Menşevik yedili grup, işçi sınıfının ancak beşte birini temsil ediyordu, ülkenin tayin edici sanayi merkezlerinden (Petesburg, Moskova, Ivanovo-Voznessensk, Kostroma,Yekaterinoslav, Harkov) seçilen Bolşevik altılı grup ise ülke işçi sınıfının beşte dördünden fazlasını temsil ediyordu. İşçiler kendi temsilcileri olarak yedili grubu değil, altılı grubu (Badayev, Petrovski ve diğerleri) görüyorlardı. Bolşevikler, legal örgütleri fethetmeyi başardılar, çünkü Çarlık hükümetinin hunharca zulmüne ve Tasfiyecilerle Troçkistlerin fesatçılığına rağmen; illegal Partiyi ve onun saflarındaki demir disiplini ayakta tutmayı bildiler, işçi sınıfının çıkarlarını içtenlikle savundular, kitlelerle sıkı bağlar kurdular ve işçi sınıfı hareketinin düşmanlarına karşı uzlaşmaz bir mücadele verdiler.

Böylece Bolşevikler legal örgütlerde tüm çizgi boyunca zaferin zafere ilerlediler, Menşevikler ise yenilgiden yenilgiye koştular. Gerek Duma kürsüsünden yürütülen ajitasyon alanında, gerek işçi basını ve diğer legal örgütler alanında Menşevikler geri plana itildiler. Devrimci hareketin kavramış olduğu işçi sınıfı kesinlikle Bolşevikler etrafında toplandı ve Menşevikleri bir kenara itti. Tüm bunların ötesinde Menşevikler, ulusal sorun alanında da iflas ettiler. Rusya’nın kenar bölgelerindeki devrimci hareket, ulusal sorunda berrak bir program gerektiriyordu. Oysa Menşeviklerin, Bund’un hiç kimseyi tatmin etmeyen “kültürel özerkliğinden başka bir programı yoktu. Ulusal sorunda sadece Bolşevikler -Stalin yoldaşın “Marksizm ve Milli Mesele” makalesinde ve Lenin’in “Ulusların Kendi Kaderini Tayin hakkı” ile “Milli Mesele Üzerine Eleştirel Notlar” makalelerinde ortaya konulan- Marksist bir programa sahipti. Menşeviklerin bu yenilgilerinden sonra Ağustos Bloku’nun tüm eklenti yerlerinden çatırdamaya başlaması şaşırtıcı değildir.

Ağustos Bloku birbirine benzemez unsurlardan oluştuğu için, Bolşeviklerin şiddetli saldırılarına dayanamadı ve çözülmeye başladı. Bolşevizmle mücadele etmek amacıyla kurulan Ağustos Bloku, Bolşeviklerin darbeleri altında kısa zamanda parçalandı. İlk önce “Vperyod”cular (Bogdanov, Lunaçarski ve diğerleri) bloktan ayrıldı, ardından Letonyalılar, ve bunun üzerine diğerleri de dağıldı.

Bolşeviklerle mücadelede yenilgiye uğrayan Tasfiyeciler, yardım için II. Enternasyonal’e başvurdular. II. Enternasyonal yardımlarına yetişti. Bolşeviklerle Tasfiyecileri “barıştırma”, “Parti içinde barışı” sağlama bahanesiyle II. Enternasyonal, Bolşeviklerden Tasfiyecilerin uzlaşmacı politikasını eleştirmeyi bırakmalarını talep etti. Ancak Bolşevikler uzlaşmaya yanaşmadılar: oportünist II. Enternasyonal’in kararlarına uymayı reddettiler ve hiçbir taviz vermediler. Bolşeviklerin legal örgütlerdeki zaferi bir tesadüf değildi ve olamazdı da. Bunun bir tesadüf olmamasının nedeni, sadece, Bolşeviklerin doğru bir Marksist teoriye, berrak bir programa ve savaşta çelikleşmiş ve direnç kazanmış devrimci bir proletarya partisine sahip olmaları değil, aynı zamanda Bolşeviklerin zaferinin yükselen devrimci dalgayı da yansıtmasıydı.

İşçilerin devrimci hareketi gittikçe daha çok gelişti,yeni şehirleri ve bölgeleri sardı. 1914′ün başlamasıyla birlikte işçi grevleri, dinmek bir yana, bilakis tam tersine yeni bir hız kazandı.Grevler gittikçe daha inatlı bir karaktere büründüler ve gittikçe daha çok işçiyi kapsadılar. 9 (22) Ocak’ta 250,000 işçi grev yaptı, bunlardan 140,000′i Petersburg’dandı. 1 Mayıs’ta yarım milyonun üstünde işçi grev yaptı, bunlardan 250,000′den fazlası Petersburg’dandı. İşçiler grevlerde olağanüstü metanet gösterdiler. Petersburg’da Obuhov işletmelerindeki grev iki aydan fazla sürdü, Lessner işletmesindeki ise üç ay kadar. Petersburg’daki bir dizi işletmede işçilerin toptan zehirlenmesi, 115,000 işçinin grevine ve ertesinde gösterilere neden oldu.

Hareket yayılmaya devam etti. 1914 yılının ilk yarısında (Temmuz başı da dâhil olmak üzere) toplam 1.425.000 işçi grev yaptı. Mayısta Bakü’de petrol işçilerinin genel grevi başladı ve tüm Rus proletaryasının dikkatini üstünde topladı. Grev örgütlü bir şekilde yürüyordu. 20 Haziran’da (3 Temmuz) Bakü’de 20 000 işçinin katıldığı bir gösteri oldu. Polis, Bakü işçilerine karşı vahşice tedbirler aldı. Moskova’da Bakü işçileriyle dayanışma belirtisi olan bir protesto grevi patlak verdi ve diğer bölgelere sıçradı.

Temmuz’da Petersburg’daki Putilov İşletmelerinde Bakü greviyle ilgili bir miting yapıldı. Polis işçilere ateş açtı. Petersburg proletaryasını bir hiddet dalgası sardı. Petersburg Parti Komitesi’nin çağrısı üzerine 4 (17) Temmuz’da 90,000 işçi protesto grevine başladı, 7 (20) Temmuz’da 130, 000, 8 (21) Temmuz’da 150,000, 11 (24) Temmuz’da 200i000 kişi grevdeydi. Huzursuzluk bütün fabrikalara yayıldı, her yerde mitingler ve gösteriler yapılıyordu ve İş o kadar ileri gitti ki, barikat kurma çabalarına girişildi. Bakü ve Lodz’da da barikatlar kuruldu. Bir dizi yerde polis işçilere ateş açtı. Hareketi bastırmak üzere hükümet “olağanüstü tedbirler” aldı, başkent sanki ordu kampına dönüştürüldü, “Pravda” kapatıldı. Fakat bu sırada sahnede, enternasyonal karakterli yeni bir faktör ortaya çıktı.

Bu, olayların akışını değiştirecek olan emperyalist savaştı. Tam devrimci Temmuz olayları sırasında, Fransa Cumhurbaşkanı Poincaré, başlamak üzere olan savaş konusunda Çar ile görüşmek üzere Petersburg’a geldi. Birkaç gün sonra Almanya Rusya’ya savaş açtı.
Çarlık hükümeti Bolşevik örgütleri paramparça etmek ve işçi sınıfı hareketini ezmek için savaştan yararlandı. Çarlık hükümetinin devrimden kurtulmak için sığındığı dünya savaşı, devrimin ilerlemesini sekteye uğrattı. Devrimin yeniden yükselişi yıllarında (1912-1914) Bolşevik Partisi işçi sınıfı hareketinin başını çekti ve işçi sınıfını Bolşevik şiarlar altında yeni bir devrime doğru götürdü. Parti, illegal çalışmayla legal çalışmayı ustaca birleştirdi.

Tasfiyecilerin ve dostları Troçkistler ve Otzovistlerin direnişini kırdı, legal hareketin tüm biçimlerinde ustalaştı ve legal örgütleri devrimci çalışmanın üssü haline getirdi. İşçi sınıfı düşmanlarına ve onların işçi sınıfı hareketi içindeki ajanlarına karşı mücadele içinde Parti, kendi saflarını sağlamlaştırdı ve işçi sınıfıyla bağlarını genişletti. Duma’yı devrimci ajitasyon için bir kürsü olarak yaygın bir şekilde kullanarak ve mükemmel bir proleter kitle gazetesi olan “Pravda”yı kurarak Parti, “Pravdacılar” denilen yeni bir devrimci işçi kuşağı yetiştirdi. Emperyalist savaş süresince bu işçi kitlesi enternasyonalizm bayrağına ve proleter devrime sadık kaldı. Daha sonra, 1917 Ekim Devrimi günlerinde Bolşevik Partinin esasını oluşturan da bu kitle oldu.