Devrim Gercek Mi Hayal Mi?

“Devrimin temel yasası, bütün devrimler tarafından, özellikle 20. yüzyıldaki üç Rus devrimi tarafından doğrulanan temel yasası şudur: Devrimin olabilmesi için, sömürülen ve ezilen yığınların eskiden olduğu gibi yaşamanın olanaksız olduğunun bilincine varmaları ve değişiklik istemeleri yetmez.11222078_1166491093380551_6234481021941892117_n 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devrimin olabilmesi için, sömürücülerin de eskiden olduğu gibi yaşayamaz ve …hükümeti yürütemez duruma düşmeleri gerekir. Ancak aşağıdakilerin eski tarzda yaşamak istemedikleri ve yukarıdakilerin de eski tarzda yaşayamadıkları durumdadır ki devrim başarıya ulaşabilir.

Bu gerçeği bir başka biçimde şöyle ifade edebiliriz: Ezeni de, ezileni de etkileyen bir ulusal kriz olmadan devrim olanaksızdır.
Böylece bir devrimin olabilmesi için, ilkin işçilerin çoğunluğunun (hiç değilse bilinçlenmiş ve aklı eren, siyasal bakımdan etkin işçilerin çoğunluğunun) devrimin gereğini tam olarak anlamış olmaları ve devrim uğruna yaşamlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir..

Bundan başka, egemen sınıfların, en gerici yığınları bile siyasal yaşama sürükleyen, hükümeti zayıf düşüren ve devrimcilerin onu devirmesini olanaklı kılan bir hükümet bunalımından geçmekte olması şarttır.

(her gerçek devrimi belirleyen şey, o zamana kadar bilinçsiz olan, ezilen emekçi yığınlar arasında siyasi mücadeleye atılmaya hazır insan sayısının hızla on misline ve belki de yüz misline yükselmesidir). ”

(Lenin, Sol Komünizm, s. 83-84, Sol Yayınları, Yedinci Baskı)