Taylan Özgür’ü Katledilişinin 45.Yılında Sevgi Saygı ve Özlemle Anıyoruz!..

taylan özgür-afiş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

23 Eylül 1969-(THKO) Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu kurucularından,1968 Öğrenci Hareketi Liderlerinden, Mustafa Taylan Özgür’ü Katledilişinin 45.Yılında Sevgi,Saygı ve Özlemle Anıyoruz.

1968 yılında ODTÜ’de başlayan öğrenci hareketinin Deniz Gezmiş ile birlikte liderlerinden biriydi.

ODTÜ stadyumu’na yazdıkları “ DEVRİM ” yazısı hala duran Taylan Özgür, ocak 1969’da üniversiteye gelen ve “vietnam kasabı” olarak bilinen ABD konsolosu Kommer’in arabasını, dönemin öteki solcu öğrenci liderleriyle birlikte yaktı.

Eylül 1969’da istanbul üniversitesi’ndeki talebe birliği seçimlerinde solcu öğrencilere destek vermek amacıyla kente geldi.

23 eylül 1969’da bir polis tabancasından çıkan kurşunla beyazıt’ta vurularak öldürüldü.

Taylan Özgür’ün istanbul’da öldürülmesi olayı 45yıldır faili meçhul (!) dosyalar arasında bekliyor.

Aynı gün deniz gezmiş polis tarafından üniversitede yakalandı.

Özgür ile birlikte komer’in arabasının yakılması olayına karışan Sinan Cemgil, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve Ulaş Bardakçı’nın arasında bulunduğu neredeyse tüm ODTÜ’lü öğrenciler öldürüldü.

Deniz Gezmiş’in babasına yazdığı son mektupta vasiyet olarak; Taylan Özgür’ün yanına gömülmek istediğini belirtmiştir.

Can Dündar Taylan’ın Katilini biliyor mu?

Katile ilişkin Can Dündar’ın önemli yazılar kaleme aldığını belirten Taylanın ablası  Hale Kıyıcı, bu ismin Dündar tarafından biliniyor olabileceğini dile getiriyor Kıyıcı’nın dikkat çektiği konu ise Dündar’ın konuya ilişkin kaleme aldığı birbirinden önemli iki yazıda yer alan ifadeler.
Can Dündar’ın yazıları…

Talat Turhan, katili biliyor

İşte o yazılardan bir bölüm:

Aslında Taylan Özgür’ün katili olarak Lisan Çakıcı adlı bir polis memuru yargılanmış, ancak kimi öğrencilerin ve tanıkların anlatımları arasındaki çelişkiler nedeniyle delil yetersizliğinden beraat etmişti.

İşte o gün bugündür, yani tam 31 yıldır Hale Kıyıcı, kardeşine kurşun sıkan ismin peşindeydi.

Aradığı ipucunu, 1990 yılında emekli Yarbay Talat Turhan vermişti. “Kontrgerilla uzmanı” sayılan Turhan bir söyleşide “derin devlet”in eylemlerini anlatırken Özgür’ün öldürülmesini örnek vermiş ve şöyle demişti:

“1978′de Hasan Fehmi Güneş’in İçişleri Bakanı olmasının ertesi günü Taylan Özgür’ün dosyasını kendisine verdim.”

Turhan’a göre bu dosyada Özgür’ü bir polisin değil, bir üsteğmenin öldürdüğü yazılıydı. Dosya, Bakan’a verildiğinde odada 3 kişi daha vardı: Deniz Baykal, Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu…

Turhan bunları anlattıktan sonra Özgür’ün ablası Hale Kıyıcı kendisine bu üsteğmenin kim olduğunu sormuş ve onun -1990 itibarıyla- orduda üst düzeyde görev yapan bir general olduğunu öğrenmişti. Ancak Turhan bu ismi açıklamaya yetkili olmadığını söylüyor, Kıyıcı üsteleyince de şöyle diyordu:

“Olayı delillendirmek içişleri Bakanı’nın sorumluluğunda… Ben Hasan Fehmi’yi de eleştiremiyorum. Çünkü bu örgüt, devlet içinde devlet… Çözmeye siyasilerin gücü yetmiyor…”

Talat Turhan’ın açıklamaları
Taylan Özgür’ü vuran üst teğenin 90 itibariyla orduda üst düzey bir general olduğuna ilişkin bu ilk yazının ardından Can Dündar bu kez iddianın sahibi Talat Turhan ile konuşuyor ve “Türkiye’de bu ismi bir tek kişiye açıklarım, MİT başkanına” diyor.

Talat Turhan’la yazı yayımlandıktan sonra konuşabildim.
Onun anlattıkları, Hale Yazıcı’nınkinden değişik, ama en az o kadar ilginçti:
Fehmi Güneş İçişleri Bakanı olunca Baykal’ın önerisiyle benimle görüşmek istedi. Makam odasında, Uğur Mumcu’nun da bulunduğu bir toplantı yaptık. Baykal toplantıda yoktu. Ertuğrul Günay ise bir dakika girip çıktı. Ben o toplantıda Güneş’e terörün boyutlarını anlatırken, bir örnek olarak Taylan Özgür cinayetinden söz ettim: ‘Bakın, ilk siyasi cinayet budur. Benim saptadığım iki failinden biri asker, diğeri polistir.

Bunlar ilmeğin ucu, çekerseniz düğümü çözersiniz’ dedim. İsimleri de Bakan’a verdim.
“Bu isimleri saptamam tamamen tesadüftür: Cinayetin işlendiği yerde F.A. adlı bir tanıdığım oturuyordu. O, cinayete tanık olmuş. Üstelik tetiği çeken üsteğmeni daha önceden tanıyormuş. Bir süre sonra ona bu cinayeti itiraf ettirmiş. Daha sonra da cinayetteki ikinci ismi söyletmiş. Ben F.A.’yı mahkemede tanıklığa ikna etmiştim. İktidar bastırsa belki çözmek mümkün olacak, hatta ‘devlet içindeki devlet’ o aşamada açığa çıkarılabilecekti. Olmadı.
“Hasan Fehmi Güneş, isimleri benden aldıktan üç – dört ay sonra faillerden polis olanın izini Trabzon’da bulduklarını söyledi: ‘Pol-Der’li bir komiser çıktı’ dedi. Sonra da kendisi bakanlıktan, partisi iktidardan ayrıldı zaten…”

“Yükselebileceği kadar yükseldi”
Taylan Özgür’ün katillerinin ismini neden açıklamadığını sorduğumda da “Bu konuda iktidar duyarlılık göstermiyor, basın ve kamuoyu duyarlılık göstermiyor, benim gibi yıllardır bu konuyla uğraşan 76 yaşında bir adamdan ispatlayamayacağı bir iddiayı ortaya atması bekleniyor” diye sitem etti. Sonra da “Türkiye’de bu ismi bir tek kişiye açıklarım” dedi:
“MİT Başkanı’na… Başbaşa bir görüşmede… Sırf kayıtlara girsin diye… Yoksa sonuç çıkması zaten mümkün değil…”
Turhan’a “Peki üsteğmeni daha sonra izlediniz mi” diye sordum:”İzledim tabii” dedi; “yükseleceği kadar yükseldi…”

Sevgili Taylan Özgür

Bundan tam 45 yıl önce ilk tetiği beyazıt meydanı’nda sana çektiler, seni sırtından kurşunladılar.

45 yıl içinde aynı nedenle kaç güzel, kaç yiğit insan daha faili meçhul ya da katili bilinen cinayetlerin kurbanı oldu,tam bilemiyoruz. ancak haklı ile haksızın,doğru ile yanlışın savaşı hiç bitmeyecek.haklıların,doğrudan yana savaşan yiğitlerin öldürülmesi, hakkı, doğruyu ortadan kaldırmayacak.

Bedeli çok ağır da olsa sonunda hep hak ve doğru insanlık geçerli olacak.

Seni sevgi, özlem ve onurla kucaklıyorum

Annen