MİT’in “Çiller Örgütü Raporu’nu Bugüne Çeviriyoruz!..

Nisan/2013’de MİT’in “Çiller Örgütü Raporu” yayınlanır yayınlanmaz, ilgili dönemin kirli gerçeklerine değinen ve “gelecekte iktidar klikleri arasında yaşanabilecek ayrışma veya çatışma ile ilgili” ipuçlarına dikkat çeken bir çalışma yayınlamıştık.. Hem güncelliğini koruyor olması hem de İHD’nin insan hakları etkinliklerine bir katkıda bulunmak amacıyla bu haber-yazıyı tekrar yayınlıyoruz.
Nisan/2013′de yayınladığımız bu haber-yazı; bugün yaşanan AKP-Cemaat çatışmasına 8 ay öncesinden ışık tutmakla birlikte, dünün ülkücüsü şimdinin tarikat-siyaset yancısı Mümtaz’er Türköne’nin tarihsel ve güncel gerçeklerini bir kez daha gözler önüne sermişti.
Aynı zamanda, bu yayın tekrarıyla; iktidarların beslendiği ekonomi-politik damar anlamında dün ile bugün arasında temelde hiçbir fark olmadığını ve geçmişte el ele vererek her türden kirli yöntemle başkalarına saldıranların bugün aynı şeyleri aynı şekilde birbirlerine yaptıklarını daha görünür kılmak, bumerang gerçeğini göstermek amacındayız. DÇH-İletişim Birimi
İşte Nisan ayında yayınladığımız o haber-yazı:
MİT’in “ÇİLLER ÖRGÜTÜ” RAPORU YAYINLANDI!..
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 17 Kasım 1996 tarihinde hazırladığı “Çiller Örgütü” Raporu, ilk kez tam metin olarak yayınlanarak piyasaya çıktı. Kaynak Yayınları’nın tam metnini bastığı rapora göre; Tansu Çiller, Özer Çiller, Fethullah Gülen, Mehmet Ağar, Mehmet Eymür, Abdullah Çatlı ve Haluk Kırcı aynı örgütün üyesiydi. Raporla ilgili detayları ve raporda ilk dikkatimizi çeken durumları yayınlıyoruz.
Raporda İlk Dikkat Çeken Durumlar
Raporu inceleyince ilk dikkatimizi çeken şu 4 duruma her şeyden önce değinmek gerekiyor:
1- Raporun içeriği kadar kamuoyuna açıklanmasındaki zamanlama, sancılı ve gergin gündemleri olan ülkenin iktidar klikleri arasında yaşanabilecek ayrışma veya çatışma ile ilgili ipuçları vermektedir.
2-“Örgüt mensubu” olarak raporda adı geçen isimlere bakacak olursak; milliyetçi-ırkçı kesimlerin isimlerinden övünerek bahsettiği A.Çatlı ve H.Kırcı ile bugün her kesime “demokrasi ve özgürlük”ten bahseden, topluma “yapıcı” kişi olarak servis edilen Fethullah Gülen’in aynı kare içerisinde olması dikkatlerinizden kaçmayacaktır. Doğaldır ki; CIA’nın “yeşil kuşak” projesi kapsamında kurduğu “Komünizmle Mücadele Dernekleri”nin ilk kurucularından F.Gülen ile 1970’li yıllarda ülkücü komandoları finanse ederek pek çok cinayet işlettiği A.Çatlı, H.Kırcı gibi katillerin yan yana olması tesadüf değildir.
3- Hemen hemen hergün medyada yer bularak, ‘entellektüel’, ‘akademisyen’, ‘fikir adamı’ olarak tanıtılan, “vesayet” ve “darbe karşıtlığı” konusunda her daim fikirlerine başvurulan, sık sık demokrasi ve temiz toplum söylemlerinde bulunan, bazı Çerkes orjinli gruplarca bir “Çerkes duayeni” olarak dönem dönem fikirlerinden yararlanılması için davet edilen, AKP Milletvekili Özlem Türköne’nin eski eşi, dünün ülkücüsü şimdinin Fettullahçısı Mümtaz’er Türköne, raporda bahsedilen suçların işlendiği başbakanlığı döneminde Tansu Çiller’in siyasi danışmanıydı!
Türköne’nin yönetimde olduğu dönem Ülkü Ocakları Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, ikinci başkanı ise Abdullah Çatlı’dır. 1980 öncesi ülkücüydü, 80 sonrası ANAP ve DYP siyasetiyle ilerledi, günümüzde ise AKP ve cemaatle yürüyor, her dönem ABD’nin güzidesi kim ise Mümtaz’er orada. Pekala raporda var mı?!.. (Ek olarak; kimin ne olduğu bilinmeden, bu türden kişileri Çerkes toplumuna taşımamak gerektiğine ikna olmayanlara Türköne’nin gerek 80 öncesi gerekse 90’lı yıllardaki siciliyle ilgili daha detaylı bilgiler verebiliriz.)
4- Bu derece kapsamlı bir kriminal örgütü, ülkenin ve yönetenlerinin göbekten bağlı olduğu ABD/CIA’yı soyutlayarak anlamaya çalışmak ve dönemin neoliberal yapılanmasından bağımsız olarak “Gücü ele geçiren 3-5 kötü niyetli kişinin adli/idari suçları” türünde tanımlar yüklemek yanıltıcı olacaktır.
RAPORUN DETAYLARI:
MİT Müsteşarı Sönmez Köksal tarafından imzalanarak dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a “Kişiye Özel” damgası vurularak verilen Rapor, toplam 19 sayfadan oluşuyor. Rapor ayrıca, “Çiller Örgütü”ne ilişkin 59 kişi hakkında MİT’çe hazırlanmış olan kişisel bilgileri, örgütsel ilişkileri ve bağlantıları gösteren şemalarla ve 13 adet ekle birlikte Rapor, toplam 223 sayfa.
Rapor, 22 Aralık 1996 günü Cumhurbaşkanı Demirel’in başkanlık ettiği Çankaya liderler zirvesinde ilk kez gündeme geldi. Başbakan Erbakan, zirveye katılan Cumhurbaşkanı ile Doğru Yol Partisi Genel Başkanı ve Refahyol hükümetinin ortağı, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’na Raporun sadece sözünü etti, fakat kapağını açmadı. 74 sayfa tutan Çankaya liderler zirvesi tutanaklarında bu durum gözlemleniyor.
Raporun “Sonuç ve Değerlendirme” bölümünde şu saptamalar ele alınıyordu:
- Susurluk bağlantıları;
- Devletin içinde kontrolsüz güçlerin varlığı;
- Bu güçlerin Devletin ihtiyaçları dışında da bazı istenmeyen faaliyetlere yönelebildikleri;
- Güvenlik kuvvetlerinin resmi güçler dışında bazı unsurları da devlet görevi adı altında kullandıkları;
- Devletin bazı belgelerinin (pasaport vs.) gayri kanuni unsurlara verilebildiği;
- Devletin aynı kuruluşu içinde farklı anlayışta olanların birbirleri ile Devletin olanaklarını kullanarak mücadele edebildikleri;
- İstihbaratta ve örtülü operasyonlarda çok başlılığın bulunduğu ve merkezi kontrolün yeterli olmadığı;
- Kontrolsüz güçlerin, bazı siyasi güçlerce veya kişilerce desteklendiği;
- Devlet adına yapıldığı öne sürülen işlerde büyük miktarlarda maddi çıkarların söz konusu olduğu (A. Çatlı’nın şirketleri ve mal varlığı gibi).

pepekal
Bu raporla ortaya çıkan olaylardan en bilineni, Çiller Örgütü’nün Azerbaycan’da Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’e karşı, Mart 1995 tarihinde ABD hesabına düzenlediği başarısız darbeydi. Darbe, Haydar Aliyev’in uyarılması üzerine başarısızlığa uğramıştı.
- “Çok gizli” belgeler arasından çıkan şemada, “Susurluk olayı” ekseninde faili meçhul cinayetler, uyuşturucu ve nükleer madde kaçakçılığı, MİT ve Emniyet içindeki yasadışı yapılanmalar, mafya bağlantıları sıralandı.
Susurluk kazası üzerinden devlet-mafya-siyaset üçgeni etrafında yoğunlaşan olaylara değinilen raporda, kazanın oluş şekli, Abdullah Çatlı ve Polis Okulu Müdürü Hüseyin Kocadağ ve Gonca Us’un içinde öldüğü, DYP milletvekili Sedat Bucak’a ait Mercedes’te bulunan silah ve dökümanlar, otomobildeki kişilerin ilişkileri ile Abdullah Çatlı’nın üzerinden çıkanlar ayrıntılı olarak anlatılıyor.

Raporda, “DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ve bazı MİT ve emniyet mensupları ile ülkücülerin içinde yer aldığı özel suç örgütü kurulmuştur. Örgüt mensupları arasında kendi aralarında özel bir örgüt olarak adlandırılan Çiller Özel Örgütü CIA ve MOSSAD ile bağlantılıdır” ifadelerine yer veriliyor.
Raporda, “Çiller Özel Örgütü” olarak nitelenen örgütün eylemlerine ilişkin iddialar şöyle sıralanıyor:
“Haydar Aliyev’i devirme operasyonu, Çeçenistan’a müdahale ve Avrasya Feribotu’nun kaçırılması, Mehmet Ağar’la uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin’in bağlantısı, Özer Çiller’in nükleer madde kaçakçılığı yapması, Manukyan’a suikast girişimi, Orgeneral Eşref Bitlis’in öldürülmesi, Cem Ersever ve arkadaşlarının öldürülmesi, Askar Simitko ve Lazım Esmaeli’nin öldürülmesi, Behçet Cantürk, Tarık Ümit, Avkuat Yusuf Ekinci, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım, Tekvik Ağansoy, Medet Serhat’in öldürülmeleri.”
Raporda, araştırılması gereken iddialar arasında Tarık Ümit’in öldürülmesi olayı başta gelirken, “Tarık Ümit’in, Çiller Özel Örgütü’ne ilişkin olarak bildiği konular nedeniyle öldürülüp öldürülmediği iddialarının, Ümit’in en son beraber görüldüğü söylenen polislerin yeniden sorguya alınarak kanunun vuzua kavuşturulacağı değerlendirilmektedir” ifadeleri kullanılıyor.
TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun görüştüğü Tansu Çiller, MİT raporunu ve “Çiller Özel Örgütü”ne ilişkin iddiaları reddetti. Resmi tutanaklara göre, CHP’li Mehmet Şeker’in ısrarlı sorularına kaçamak yanıt veren Çiller, “Raporu görmedim, bilmiyorum. Bu konular yargı sürecinden geçmiştir” demekle yetindi.
Raporda, ilgili birimlerin derhal hukuki ve adli soruşturma yürütmesi istenirken, şu tespitlere yer veriliyor:
İZAH EDİLEMEZ: Susurluk’taki trafik kazası olayı izahı zor ve savunulamayacak bir beraberliği net olarak ortaya koymaktadır. Kazaya konu araçta bulunan silahlar, belgeler ve diğer bulgular ve araçta bulunanla suç amaçlı faaliyet içinde bulunduklarına kuvvetli emare niteliğindedir.
GÖREV ALANINA GİRMEDİK: Müsteşarlıkça devletin diğer yetkili kuruluşlarının görev alanına girilmeksizin ve anılan kuruluşların kendi açısından gerekli araştırmayı yaptıkları düşünülerek mevcut bilgilerden hareketle bu incelemenin yapılması cihetine gidilmiştir.
KANITLANMASI ZOR: Olayla bağlantılı çevreler, geçmişte kalan ve çeşitli dönemlerde tartışılmış bazı konuları -Asala ile mücadele gibi- gündeme getirerek son zamanlarda vuku bulan olaylarla ilişkilerini kamufle etme ve yayma eğilimindedir. Ortada birçok ciddi iddia ve itham mevcuttur. Bunların bütünü geçmişte kalmış, delillendirilmesi ve kanıtlanması çok zor iddialardır.
BAZILARINA YARADI: Konunun medyada yayımlanış, ele alınış biçimiyle ilgili ilgisiz herkesin konuşturulması, olayı saptırmak istenlere büyük imkânlar sağlanmış. Büyük ölçüde gerçeklerden uzaklaşılmış, somut olaylar ve olaylara ilgili kişilerden çok devlet ve devletin tasarrufu tartışılır hale gelmiştir. Bu durumda olayların gerçek suçlarla her vesileyle mevcut düzene saldırmayı adet haline getirmiş bir kısım maksatlı çevrelerin işine yaradığı da ayrı bir gerçektir. Tartışmaların ulaştığı boyut ise malumlarıdır. Bu durum olaylara ilişkin gerçek bilgi ve belgelere ulaşılmasını zorlaştırmış, daha çok spekülatif hususların gündeme gelmesine yol açmıştır.
TEDBİR ALINMALI: Yukarıdaki kısaca değinilen ve her biri ayrı ayrı öneme sahip olan tespitlerden hareketle, gerekli tedbirlerin alınmasında fayda görülmektedir.
MERKEZİ KONTROL: Güvenlik kuvvetlerinin görevlerini ifa ederken, yararlanmak durumunda bulunduğu her türlü unsurdan istifade edebilme esasların çok iyi belirlenmesinde ve merkezi kontrole bağlanmasında fayda görülmektedir.
İSTİHBARAT ÇOK BAŞLI: İstihbaratla ilgili kuruluşların yetki alanlarını genişletmeleri nedeniyle çok başlılık bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak bünyelerinde istihbarat birimi bulunan bütün kuruluşlar istihbari metotları kullanarak görev alanlarını ilgilendirmeyen bilgi ve imkâna sahip olmaktadır. Bunlar il düzeyinde uygulandığı için merkezi kontrolün dışında kalmakta ve il düzeyinde kontorollerin dahi yeterince sistemleştirilmediğinden kontrol dışı güçler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle isbtihbarat yetkisine sahip kurumların durumlarının net olarak belirlenmesinde bu alanda her türlü merkezi kontorolü sağlayacak yasal kuruluş olan MİT müsteşarlığının koordinatörlüğünün işler hale getirilmesinde zaruret bulunmaktadır.
ÖRTÜLÜYE DENETİM: Örtlü operasyonlar bütün demokratik ülkeler tarafından olağanüstü durumlarda, ulusal çıkarların korunması amacıyla başvurulan mücadele metotlarından birisidir ancak, bu tür çalışmalar bütün ülkelede merkezi karara dayanmakta ve etkili bir merkezi denetime tabi olmakta, devletin meşru güçlerince icra edilmektedir. Hangi gerekçeyle olursa olsun, yukarıda değinilen temel prensiplerin dışına çıkılması, devletin denetimi açısından çeşitli sıkıntıları ortaya çıkarmaktadır.
SİYASİ ÇIKARA DİKKAT: Devlet organlarının siyasi otorite kararı ile hareket etmesi demokrasinin gereğidir. Ancak, bu zaruretin kuruluşların siyaset içine çekilmesi şeklinde algılanmaması, dolayısıyla siyasi partilerimizin devlet kuruluşlarına siyasi çıkarları doğrultusunda yaklaşmamaları gerekmektedir.
POLİTİZE OLANLAR VAR: Politize olmuş kadroların idari tedbirlerle ayıklanması objektif kamu görevi ve güvenliği için vazgeçilmez koşul olarak düşünülmektedir.
İTİRAFÇILAR İÇİN SİSTEM: Geçici köy koruculuğu yeniden düzenlenmeli. Aynı şekilde itirafçılardan istifade edilmesi ve kontrol edilebilir şekilde sisteme bağlanmasında fayda görülmektedir.
40 yıldır söylenen 40 saniyede görüldü..
Son 40 yıldır, emek ve demokrasi güçleri kontr-gerilla hakkında değerlendirmeler yaparken ve bu yapılanmaya karşı mücadele ederken, “Siz devleti yıpratmak için bu ithamları uyduruyorsunuz, devletin itibarını zedeleyerek ideolojinize hizmet etmeye çalışıyorsunuz” diyenlere itibar eden geniş kitlelerin, gerek yakın geçmişi gerekse günümüzü bir kez de “devletin itibarını zedeleyenler”in bakış açısından değerlendirmesini umut ediyoruz.
DÇH-İletişim Birimi