Bir Yoldasa Örgütsel Görevlerimiz Üzerine Mektup – LENIN

Sevgili yoldaş,

“St. Petersburg Devrimci Partisinin Örgütlenmesi” taslağının eleştirisi isteğinizi memnuniyetle yerine getiriyorum. (Anlaşılan, bununla, St. Petersburg’daki Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin çalışmalarının örgütlenmesini kastediyorsunuz.) Ortaya koyduğunuz mesele öylesine önemli ki, St. Petersburg Komitesinin bütün üyeleri ve hatta genel olarak bütün Rusya Sosyal-Demokratları bu meselenin tartışılmasına katılmalıdırlar.

Her şeyden önce, “Mücadele Birliği”nin eski (dediğiniz gibi, “Bundcu” ) örgütlenmesinin işlevsizliğine ilişkin açıklamanıza tamamen katıldığımı belirtmek isterim. Raboçeye Dyelo taraftarlarının “demokratik” ilkeleri öne sürerken büyük kibirlilik ve inatçılıkla savunuculuğunu yaptıkları seçim sistemine, ilerici işçiler arasında ciddi bir eğitim ve devrimci terbiye yokluğuna ve işçilerin aktif çalışmalardan kopmalarına değiniyorsunuz.

Evet, durum şöyle: 1) (sadece işçiler arasında değil, aydınlar arasında da) ciddi bir eğitimin ve devrimci öğretim ve terbiyenin olmayışı; 2) seçim ilkesinin yersiz ve aşırı ölçüde uygulanması; ve 3) işçilerin faal devrimci çalışmalara yabancılaşmaları. St. Petersburg örgütünün ve Partimizin daha birçok yerel örgütünün temel zaafı buradadır.

Mektubunuzdaki ana hatlardan anlayabildiğim kadarıyla, örgütsel görevler hakkındaki temel görüşünüzü gerçekten paylaşıyor ve örgütlenme planınıza katılıyorum.

Ve de, bütün Rusya çapındaki çalışmayla ve bir bütün olarak Parti faaliyetiyle ilgili görevlere özellikle vurgu yapılması yolundaki görüşünüze tamamen katılıyorum. Bu, sizin taslağınızın Birinci Maddesinde şöyle ifade edilmiş: “İşçiler arasında sürekli muhabirleri bulunan ve örgütün çalışmalarıyla sıkı bağı olan Iskra gazetesi, Partinin yönetici merkezidir (sadece bir komitenin ya da bölgenin değil.)” Ben sadece, teorik gerçekleri, taktiksel ana hatları, genel örgütlenme görevlerini ve herhangi bir an için tüm Partinin genel görevlerini geliştirip ortaya çıkaran gazetenin, partinin ideolojik önderi olabileceğini ve olması da gerektiğini belirtmekle yetineceğim.

Ama ancak, bütün komitelerle kişisel bağları olan, Rusya Sosyal-Demokratları arasındaki en nitelikli bütün devrimci güçleri bünyesinde birleştiren ve yayınların dağıtılması, bildirilerin basılması, güçlerin gereğince dağıtılması ve özel uğraşları üstlenecek kişilerin ve grupların atanması ve gösterilerin ve bütün Rusya çapında bir ayaklanmanın hazırlanması vb. gibi Partinin bütün genel meselelerini yöneten özel bir merkezi grup (Merkez Komitesi olarak adlandıralım) hareketin doğrudan pratik önderi olabilir. Örgütün derin bir konspirasyon uygulama ve hareketin sürekliliğini koruma zorunluluğu olduğuna göre, Partimizin iki yönetici merkezi olabilir ve olmalıdır da: bir M.O. (Merkez Organ) ve bir M.K. (Merkez Komitesi). Birincisi, ideolojik; ikincisi de, doğrudan ve pratik önderlikten sorumlu olmalıdır.

Bu gruplar arasındaki eylemde birlik ve gerekli bağımlılık ilişkisi sadece bir Parti programıyla değil, aynı zamanda bu iki grubun bileşimiyle (her iki grup da. M.O. ve M.K., birbiriyle tam bir görüş birliği içinde olan kimselerden meydana gelmelidir) düzenli ve sistemli ortak toplantıların düzenlenmesiyle de sağlanmalıdır. Ancak o zaman, hem M.O. Rus jandarmasının erişemeyeceği bir yere yerleştirilebilir ve tutarlılığı ile sürekliliği teminat altına alınabilir; hem de M.K. bütün temel meselelerde M.O. ile görüş birliği içinde bulunabilir ve hareketin bütün pratik yanlarını doğrudan doğruya yönetebileceği yeterli serbestliğe sahip olabilir.

LENIN

Dolayısıyla, Tüzüğün Birinci Maddesi (sizin taslağınıza göre) sadece hangi Parti organının yönetici organ olarak tarif edildiğini belirtmekle kalmamalı (bu elbette gereklidir), aynı zamanda her bir yerel örgütün, merkezi organlar olmadan Partinin bir parti olarak varlığını sürdüremeyeceği, merkezi organları oluşturmak, desteklemek ve güçlendirmek için aktif bir şekilde çalışma görevini üstlenmesi gerektiği de belirtilmelidir.

Daha sonra, Komite ile ilgili İkinci Maddede, “yerel örgütü yönetmesi” gerektiğini (belki de “Partinin bütün yerel çalışmaları ve bütün yerel örgütleri” demek daha iyi olurdu; ama ben, ifade ayrıntıları üzerinde durmayacağım) ve hem işçilerden, hem de aydınlardan oluşması gerektiğini, çünkü onları iki ayrı komiteye bölmenin zararlı olacağını söylüyorsunuz. Bu, kesinlikle ve tartışmasız doğrudur. Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisinin tek bir komitesi olmalı ve bu komite de, kendilerini bütünüyle Sosyal-Demokrat faaliyetlere adamış, sağlam inançlı Sosyal-Demokratlardan oluşmalıdır. Mümkün olduğu kadar çok sayıda işçinin tam bir sınıf bilincine varmasına, profesyonel devrimci ve komite üyesi haline gelmesine özellikle önem vermeliyiz.[1] Bölünmüş değil, birleşik tek bir komite olduğunda, komite üyelerinin birçok işçiyi kişisel olarak tanımaları istemi özel bir önem kazanır.

İşçilerin arasında olup biten her şeye önderlik edebilmek için, her yere ulaşmak, çok sayıda insan tanımak ve bütün yol ve yöntemleri tanımak, bilmek zorunluluğu vardır. Bu yüzden, komite, işçi sınıfı hareketinin bizzat işçilerin arasından çıkacak belli başlı bütün önderlerini olanaklar ölçüsünde kapsamalıdır. Komite, yerel hareketi bütün yönleriyle yönetmeli ve Partinin bütün yerel kuruluşlarının, güçlerinin ve araçlarının sorumluluğunu üstlenmelidir. Siz komitenin nasıl kurulması gerektiğinden söz etmemişsiniz; ama bu durumda özel kurallar koymanın pek o kadar gerekli olmadığı konusunda da karşılıklı mutabakata varacağımızı sanıyorum; komitenin nasıl kurulması gerektiği meselesi, Sosyal-Demokratların yerinde ve yerelde tespit edecekleri bir meseledir. Ama belki de şunu belirtmek gerekiyor: komiteye yeni üyelerin alınması, komite üyelerinin çoğunluğunun (ya da üçte ikisinin vb.) kararıyla gerçekleşmeli ve komite, ilişki listelerinin güvenilir (devrimci açıdan) ve sağlam (siyasi anlamda) ellere verilmesine dikkat göstermeli ve yedek üyeleri önceden hazırlama konusunda kaygı taşımalıdır. M.O. ve M.K.’mız olduğu zaman, yeni komiteler ancak bunların katılımı ve onayıyla kurulmalıdır.

Komitelerde mümkün olduğunca çok fazla sayıda üye bulunmamalı (ki bu üyeler yüksek nitelik sahibi olsunlar ve devrimci profesyonellik konusunda daha iyi uzmanlaşabilsinler), ama aynı zamanda komiteler, çalışmanın bütün yönlerinin üstesinden gelebilecek, komitenin tam olarak temsil edilmesini ve kararları uygulamasını sağlayabilecek yeterli sayıda üyeyi de kapsamalıdırlar. Üyelerin sayısı oldukça fazla ve sık sık toplanmaları da tehlikeli olursa, o zaman komite içinden özel ve çok küçük bir yürütme grubu (diyelim, beş ya da daha az kişiden meydana gelen) oluşturmak gerekebilir. Ama bu gruba kesinlikle komitenin sekreteri ve çalışmanın genelinin pratik yönetimine en uygun nitelikte olanlar girmelidir. Tutuklamalar olduğu takdirde çalışmanın kesintiye uğramaması için, bu gruba yedek üyeler belirlenmesi de özellikle önemlidir. Yürütme grubunun faaliyetleri ve bu grubun bileşiminin belirlenmesi komitenin genel toplantısının onayına tabi olmalıdır.

Ayrıca, komiteden sonra, onun altında şu kuruluş!arı öneriyorsunuz: 1) tartışma (“en iyi” devrimcilerin toplantıları); 2) bölge çalışma grupları; 3) bu bölge çalışma gruplarının her birine bağlı birer propaganda çalışma grubu; 4) fabrika çalışma grubu; ve 5) belli bir bölgedeki fabrika çalışma gruplarının delege “temsilcilerinin toplantıları”. Komitenin altındaki bütün diğer organların (üstelik sizin saydıklarınızın yanı sıra, daha çok ve son derece çeşitli organlar da olmalıdır) komiteye tabi olmaları gerektiği ve bölge grupları (çok büyük şehirlerde) ve fabrika grupları (her zaman ve her yerde) bulunması gerektiği konusunda size tamamen katılıyorum. Ama sanırım, birçok ayrıntıda sizinle aynı kanıda değilim. Mesela, “tartışma toplantıları”nın tamamen gereksiz olduğu kanısındayım. “En iyi” devrimcilerin hepsi de komitede olmalı ya da özel bir çalışmaya katılmalıdır (basım, ulaştırma, ajitasyon gezileri ya da sözgelimi, bir pasaport bürosunun, ajan ve provokatörlerle mücadele eden öncü müfrezelerin ya da ordu içinde grupların vb. örgütlenmesi).

“Danışma Toplantıları” komite ve her semtteki ve her fabrikadaki propaganda, iş kolu (dokumacılar, makina işçileri, deri işçileri vb.), öğrenci, edebiyat vb. çalışma gruplarında yapılacaktır. Danışma Toplantıları niçin özel bir kuruluşu gerektirsin?

Devamla. Çok haklı olarak, Iskra’ya doğrudan yazı yazma imkanının “her isteyen”e tanınmasını istiyorsunuz. Ne var ki, “doğrudan” sözü, gazetenin bürosunun ya da adresinin “her isteyen” tarafından bilinmesi ve geliş-gidiş olanağı sağlanması şeklinde anlaşılmamalı; ancak, dileyen herkesin mektupları yazı kuruluna vermesi (ya da göndermesi) zorunlu olmalıdır. Elbette adresler oldukça geniş bir çevre tarafından bilinmelidir, ama her isteyene verilmemeli, sadece güvenilir ve konspirasyon kurallarına uyma yeteneğine sahip oldukları bilinen devrimcilere verilmelidirler. Belki de, sizin önerdiğiniz gibi, her bölgeye bir kişiye de değil, birçok kişiye verilmeleri gerekebilir. Aynı zamanda, çalışmamıza katılan herkesin, tek tek her bir çalışma grubunun kararlarını, isteklerini, dileklerini komitenin ve ayrıca M.O. ve M.K.’nin dikkatine sunma hakkına sahip olması gerekir. Eğer bunu sağlarsak, Parti işçilerinin “tartışma toplantıları” gibi son derece hantal ve gizlilik kurallarına aykırı bir şeye gerek kalmadan, verimli danışma toplantıları sağlamış olacağız. Elbette mümkün olduğu kadar çok sayıda ve çeşitli kişi ile ikili görüşmeler gerçekleştirmeliyiz; ama burada her şey gizliliğe uymaya bağlıdır.

Rusya’da genel toplantılar ve buluşmalar ancak pek seyrek ve istisnai olarak mümkündür ve “en iyi devrimcilerin” bu toplantılara katılmalarına izin verilirken bir kat daha uyanık olmak gerekir, çünkü ajan ve provokatörlerin bu toplantılara sızmaları ve toplantıya katılanlardan birini izlemeleri genellikle daha kolaydır. Sanırım şöyle yapmak daha doğru olur: büyük bir genel toplantı (diyelim, 30 ile 100 kişi arasında) düzenlemek mümkün olduğunda (mesela, yazın ormanda ya da bu amaç için özel olarak sağlanmış konspiratif bir dairede), komite “en iyi devrimciler”den bir ya da ikisini göndermeli ve toplantıya uygun kişilerin katılmasını, yani mesela fabrika çalışma gruplarının mümkün olduğu kadar çok sayıda güvenilir üyesinin davet edilmesi sağlanmalıdır.

Ama bu toplantılar kalıcı bir organ haline getirilmemeli, Tüzüğe dahil edilmemeli, periyodik olarak düzenlenmemeli ve her toplantı katılımcısının o ortamdaki herkesi tanımamaları biçiminde örgütlenmelidir. Bu şu demektir; tüm “temsilcilerin” çalışma gruplarından geldiği v.s. gibi. İşte bu yüzden, sadece “tartışma toplantıları”na değil, aynı zamanda “temsilci buluşmaları”na da karşıyım. Bu iki kuruluşun yerine, şöyle bir kural konulmasını önereceğim. Komite, harekette pratik olarak yer alanların mümkün olduğu kadar çok sayıda ve genel olarak da işçilerin katılacağı büyük toplantılar düzenlenmesini sağlamalıdır. Toplantının yeri, zamanı, gereği ve toplantıya kimlerin katılacağı, böyle işlerin gizli organize edilmesinden sorumlu olan komite tarafından tespit edilmelidir. Doğaldır ki bu toplantılar açık havada, ormanda vb. işçiler tarafından düzenlenen süreklilik niteliği olmayan işçi toplantılarını engelleyici olmamalıdır. Belki de Tüzükte bu konuyla ilgili bir şey söylememek daha bile iyi olur.

Bölge gruplarından devam edersek onların en önemli görevlerinden birinin, yayınların düzenli olarak dağıtılmasını örgütlemek olduğu konusunda, size tamamen katılıyorum. Sanırım, bölge grupları esas olarak komiteler ile fabrikalar arasında aracılık ve hatta ilk planda kuryelik görevini yerine getirmelidirler. Bölge gruplarının ana görevi ilk planda, komiteden gelen yayınların konspiratif koşullarda gerçek dağıtımı olmalıdır. Bu en yüksek görevdir, çünkü eğer biz dağıtım yapan özel bir bölge grubu ile o bölgedeki bütün fabrikalar ve o bölgedeki mümkün olduğu kadar çok sayıda işçi evi arasında düzenli bir bağ kurabilirsek, bu hem gösteriler, hem de bir ayaklanma açısından büyük önem taşıyacaktır. Yayınların, broşürlerin, bildirilerin, çağrıların hızlı ve düzenli bir biçimde dağıtılmasını aksamadan düzenlemek ve örgütlemek ve bu amaçla kadrolardan bir temsilciler ağı eğitmek demek, ilerideki gösterilerin ya da ayaklanmanın hazırlık çalışmalarının büyük bir kısmının gerçekleştirilmiş olması anlamına gelmektedir.

Yayınların dağıtımının örgütlenmesine bir huzursuzluk, grev ya da karışıklık zamanında başlamak çok geç olur. Bu çalışma ancak, dağıtımın kesinlikle ayda iki ya da üç defa uygulanması ile denenerek öğrenilir. Eğer elde gazete yoksa, bildiri dağıtılabilir ve dağıtılmalıdır da; ama dağıtım aparatının boş kalmasına asla izin verilmemelidir. Bu aparat öylesine mükemmel bir duruma getirilmelidir ki, mesela bütün bir St. Petersburg işçi sınıfını bir olaydan bir gecede haberdar edebilmeli ve harekete geçirebilmelidir. Bu asla hayalci bir hedef değildir; yeter ki, bildiriler merkezden daha dar aracı çalışma gruplarına, onlardan da dağıtıcılara sistemli bir şekilde aktarılabilsin. Kanımca, bölge gruplarının görevi ulaştırma ve aracılık istasyonu dışına taşırılmamalıdır; veya daha doğru söylersek, sadece büyük bir dikkatle yapılmalıdır, değilse çalışmanın bütününü ve konspirasyonu tehdit eder.

Hiç şüphe yok ki, bütün Parti sorunlarının tartışıldığı toplantılar bölge çalışma gruplarında da yapılacaktır, ama yerel hareketin bütün genel meselelerine ilişkin kararlar sadece komite tarafından alınmalıdır. Bölge gruplarının bağımsız hareket etmesine, bildirilerin aktarılması ve dağıtılmasının sadece teknik yanı çerçevesinde izin verilmelidir. Bölge gruplarının bileşimi komite tarafından tespit edilmelidir, yani komite kendi üyelerinden bir ya da ikisini (ya da komitede bulunmayan yoldaşları) şu ya da bu bölgeye delege olarak atar ve onlara bir bölge grubu kurmaları talimatını verir; aynı şekilde, bu bölge grubunun bütün üyeleri de komite tarafından seçilir. Bölge grubu, komitenin bir koludur ve bütün yetkilerini komiteden alır.

Şimdi de, propaganda çalışma grupları konusuna geçiyorum. Propaganda güçlerimizin fakirliği yüzünden, bu çalışma gruplarını tek tek her semtte örgütlemek hem epeyce zordur, hem de pek istenen bir şey değildir. Propaganda, komitenin bütünü tarafından uyum içinde yürütülmeli ve kesinlikle sıkı bir merkeziyetçi yapıya sahip olmalıdır. Dolayısıyla, bu konuda şöyle düşünüyorum: Komite çeşitli üyelerine, bir propagandacılar grubu kurmaları talimatını verir (bu propagandacılar grubu, komitenin bir kolu ya da komitenin organlarından biri olur). Bu grup, gizliliği korumak için bölge gruplarının hizmetlerinden yararlanarak, bütün şehirde ve komitenin “yetki alanı içine giren” bütün yörelerde propaganda yürütmelidir. Bu grup, gerekirse, alt gruplar kurabilir ve mesela, bazı görevlerini bu alt gruplara devredebilir. Ama bütün bunlar ancak komitenin onayıyla yapılabilir. Komite, her zaman ve kesinlikle, hareketle ilişkilenen gruba, alt gruba ve çalışma grubuna kendi delegesini atama hakkına sahip olmalıdır.

Aynı tarzda bir görevlendirme, komite ya da organlara ve harekete hizmet eden çeşitli grupların hepsine uygulanmalıdır. Örneğin, yüksek ve orta dereceli okullardaki öğrenci gruplarına; devlet memurları arasındaki taraftar gruplarına; ulaştırma, basın ve pasaport gruplarına; konspiratif mekan sağlayan gruplara; ajanların izini sürerek onları tespit etmekle görevli gruplara; askerler arasındaki gruplara; silah sağlamakla görevli gruplara; “maddi gelir getiren girişimler”i örgütleyen gruplara vb. uygulanmalıdır. Gizli bir örgütü yönetmenin bütün sanatı, mümkün olan her şeyden yararlanmakta, “herkese ve her kişiye görev vermekle” ve aynı zamanda bütünsel olarak hareketin önderliğini, sadece otoriteye dayanarak değil, saygıya, enerjiye, daha fazla tecrübeye, çok yönlülüğe ve daha fazla yeteneğe sahip olarak elde tutmakta yatar. Bu tespiti, eğer merkezde olağanüstü yetkilere sahip yeteneksiz bir kimse bulunursa mutlak merkeziyetçiliğin hareketi kolayca mahvedebileceği yolundaki malum muhalefet itiraz olanağına karşı belirtiyorum.13007202_1018969798138726_2710102309519638194_n

Bu hiç şüphesiz mümkündür, ama bu seçimle ya da desentralizasyon ile giderilemez; bunların geniş ölçüde uygulanmasına kesinlikle göz yumulamaz ve bunlar, otokrasi koşulları altında yürütülen devrimci çalışmada kesinlikle son derece zararlıdır. Buna karşı önlem tüzükle olmaz; ancak “yoldaşça uyarı”, alt grupların kararlar almalarından başlayarak, MO ve MK’ya baş vuru yoluyla geliştirerek (en kötü durumda) tamamen yeteneksiz olan yönetim organının dağıtılmasıyla sağlanabilir. Komite, devrimci çalışmanın çeşitli yönlerinin çeşitli yetenekleri gerektirdiğini ve bir örgütleyici olarak hiç işe yaramayan bir kimsenin bazan bir ajitatör olarak yeri doldurulamayacak olabileceğini ya da derin konspiratif disipline uygun olmayan birisinin mükemmel bir propagandacı olabileceğini vb. göz önüne alarak, mümkün en ayrıntılı iş bölümünü sağlamak için çaba harcamalıdır.

Bu arada, propagandacılar konusuna değinmişken, bu mesleğin yeteneksiz kişilere yüklenerek propaganda seviyesinin düşürülmesini birkaç kelimeyle dile getirmek isterim. Bizde bazen her öğrenci -ayrım yapılmaksızın- propagandist olarak görülüyor ve tüm gençler ona bir “çalışma grubu verilmeli” isteminde bulunuyorlar.

Buna karşı mücadele edilmelidir, çünkü bu uygulama çok büyük zararlar vermektedir. İlkelerde sonuna kadar tutarlı ve gerçekten yetenekli çok az propagandacı vardır (ve böyle bir propagandacı olabilmek için insanın çok okuması ve deneyim kazanması gerekir); dolayısıyla, böyle kimseler uzmanlaştırılmalı, tamamen bu tür çalışmaya verilmeli ve onlara büyük özen gösterilmelidir.

Bunlar, haftada birkaç seminer vermeli ve gerektiğinde başka şehirlere gönderilmelidirler; genellikle, yetenekli propagandacıların çeşitli şehirlere seyahat etmesi sağlanmalıdır. Ama yeni başlayan gençleri esas olarak daha fazla pratik görevler içine çekmeliyiz; öğrencilerin çalışma gruplarını yönetmelerine iyimser bir şekilde “propaganda” adı verilmekte ve buna bakılarak, onlara pratik görevler verilmesi ihmal edilmektedir. Elbette, ciddi pratik işler köklü bir eğitimi de gerektirir; ama gene de, bu alanda “yeni başlayanlar”a daha kolay görev bulunabilir.

Şimdi de. fabrika çalışma gruplarına gelelim. Bunlar bizim için özellikle önemlidir: hareketin temel gücü, büyük fabrikalardaki işçilerin örgütlenmesinde yatmaktadır, çünkü büyük işletmeler (ve fabrikalar) işçi sınıfının sadece sayı bakımından hakim kesimini değil, aynı zamanda daha da önemlisi, etki, gelişme ve savaşma gücü bakımından da hakim kesimini kapsamaktadır. Her fabrika, bizim kalemiz olmalıdır. Bunun için de, her “fabrika” işçileri örgütü, içine yönelik konspiratif, dışa yönelik de o ölçüde “dal budak salmalı”, yani dış ilişkilerinde herhangi bir devrimci örgüt gibi antenlerini elden geldiğince uzağa ve mümkün olduğu kadar çok yöne uzatmalıdır. Burada da, bir grup devrimci işçinin kaçınılmaz olarak yönetici ve “hakim” çekirdeği oluşturması gerektiğini önemle belirtiyorum.

“Fabrika” çalışma gruplarında, geleneksel tipte saf işçi ya da saf sendikal Sosyal-Demokrat örgütlenmeyi tamamen terketmeliyiz. Fabrika grubu ya da işletme komitesi (çok sayıda kişiden oluşan öteki gruplardan ayırd edilebilmesi için), fabrikadaki bütün Sosyal-Demokrat çalışmayı yürütme yetkilerini ve talimatlarını doğrudan doğruya komiteden alan çok az sayıda devrimciden meydana gelmelidir. Fabrika komitesinin her üyesi, kendini komitenin bir temsilcisi olarak görmeli, komitenin bütün talimatlarına uymalı ve “savaş alanındaki ordu”nun bütün “yasa ve gerekliliklerine” uymalıdır; katılmış oldukları bir ordudan, savaş zamanında, üst organ izni olmadan ayrılma hakları yoktur.

Dolayısıyla fabrika komitesinin bileşimi, çok büyük önem taşıyan bir meseledir ve komitenin başlıca görevlerinden biri de, bu alt komitelerin düzgün bir şekilde örgütlenmesini sağlamaktır. Ben bunu şöyle tasarlıyorum; Komite bazı üyelerine (ayrıca, sözgelimi, şu ya da bu nedenden dolayı komiteye alınmamış, ama tecrübeleri, insan tanımaları, zekaları ve kurdukları bağlarla çok yararlı olabilecek bazı işçilere) her yerde fabrika alt komiteleri ôrgütlemeleri talimatını verir. Bu grup, bölge destekçileri ile danışır, birkaç toplantı tespit eder, fabrika alt komitelerinin aday üyelerini etraflı bir denetimden geçirir, sınar, sıkı bir çapraz sorgulamaya tabi tutar, gerekirse söz konusu fabrikadaki alt komitenin mümkün olduğu kadar çok sayıda aday üyesini denemeye ve incelemeye çalışarak sınavdan geçirir ve en sonunda, her fabrika çalışma grubunun üye listesini komitenin onayına sunar ya da uygun bulduğu bir işçiye, tüm bir alt komiteyi kurması, aday göstermesi ya da seçmesi için yetki verilmesini önerir. Böylelikle komite aynı zamanda, kendisiyle teması, bu temsilcilerden hangisinin sağlayacağını ve temasın nasıl sağlanacağını da tayin edebilir (genel bir kural olarak, bu temas bölge destekçileri aracılığıyla sağlanır, ama bu kural geliştirilebilir veya değiştirilebilir).

Bu fabrika alt komitelerinin önemi göz önüne alınırsa, her alt komitenin M.O. ile doğrudan haberleşebileceği bir adrese ve ilişki listesini güven altına alabileceği gizli bir yere sahip olmasına mümkün olduğu kadar dikkat göstermeliyiz (yani tutuklama olduğunda alt komitenin hemen yeniden kurulabilmesi için gerekli bilgiler, Rus jandarmasının erişemeyeceği bir yerde gizlenilmek üzere, elden geldiğince düzenli ve eksiksiz bir şekilde Parti merkezine aktarılmalıdır). Hiç şüphesiz, adreslerin aktarılması komitenin istediği biçimde ve elindeki olgulara dayanılarak yapılmalı ve bu adresleri var olmayan bir “demokratik” kurala dayanarak deşifre etme yolu izlenmemelidir. Son olarak da, birkaç üyeden meydana gelen bir fabrika alt komitesinin oluşturulması yerine, komiteden bir temsilciyi (ve onun yedeğini) görevlendirmekle yetinmenin bazan gerekli, hatta daha uygun olabileceğini söylemek sanırım yanlış olmayacaktır.

Fabrika alt komitesi kurulur kurulmaz, ayrı ayrı görevleri olan ve farklı konspiratif derecelere sahip ve örgütsel biçimleri farklı bir dizi fabrika grubu ve çalışma grubunu örgütlemeye girişecektir; mesela, yayınların ulaştırılmasını ve dağıtımını sağlayan çalışma grupları (bu, bize kendimizin olan gerçek bir posta servisi sağlayacak tarzda, sadece yayınların dağıtımı için değil, aynı zamanda yayınları evlere kadar ulaştıracak tarzda ve bütün işçilerin adreslerini ve adreslere ulaşma yollarını kesin olarak tarif edecek tarzda örgütlenmesi gereken en önemli görevlerden biridir); illegal yayınları okuma çalışma grupları; ajanların izini sürüp tespit etme grupları[2]; özel olarak sendikal hareketi ve ekonomik mücadeleyi yönetecek, uzun konuşmaları; konu değiştirip yetenekli bir şekilde (makinalar, denetimler vb. gibi mesleki konulara atlayabilen), tamamen legal bir biçimde nasıl başlatıp sürdüreceklerini bilen, herkesin içinde serbestçe konuşabilen, insan tanıyabilen ve şartları görebilen ajitatör ve propagandacı çalışma grupları vb.[3]

Fabrika alt komitesi, her türden çalışma grupları (ya da kadrolar) ağı sayesinde, bütün fabrikayı, mümkün olduğu kadar çok sayıda işçiyi kapsamaya çalışmalıdır. Alt komitenin faaliyetlerinin başarısı, bu türden çalışma gruplarının çokluğuyla, gezici propagandacıları görevlendirme yeteneğiyle ve hepsinin üstünde de, yayınların dağıtımındaki ve bilgilerin ve yazışmaların akışının sağlanmasında düzenli çalışmanın doğruluğuyla ölçülmelidir.12472545_941979562555099_3711671986521277674_n

Özetleyecek olursak, genel örgütlenme tarzı kanımca şöyle olmalıdır: tüm yerel hareketin, bütün yerel Sosyal-Demokrat faaliyetlerin başında bir komite bulunmalıdır. Bu komiteden, ona tabi olan ve birinci olarak, bütün bir işçi sınıfı kitlesini (mümkün olduğu kadar) kucaklayan ve bölge grupları ile fabrika (işletme) alt komiteleri biçiminde örgütlenmiş icraatçı kadrolar ağına bağlı organlar ve kollar çıkmalıdır. Bu kadro ağı, barış zamanında yayın, gazete, çağrı, broşür ve komitenin gizli yazışmalarının dağıtımıyla uğraşacak; savaş zamanında da gösterileri ve buna benzer kolektif eylemleri düzenleyecektir. İkinci olarak, komite, tüm harekete (propaganda, ulaştırma, her çeşit yeraltı faaliyeti vb.) hizmet eden çalışma gruplarının ve çemberlerin sorumluluğunu taşıyacaktır. Bütün gruplar, mahfiller ve alt komiteler vb. komite organlarının ya da komite kollarının statüsüne sahip olmalıdır.

Bunlardan bazıları Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisine katılmak isteğinde olduklarını açıkça belirtecekler ve komite tarafından onaylandığı takdirde Partiye katılacaklar, belli görevler üstlenecekler (komitenin talimatı ya da rızasıyla), Parti organlarının talimatlarına uymayı kabul edecekler, bütün Parti üyeleriyle aynı haklara sahip olacaklar ve komite üyeliği için doğrudan aday sayılacaklardır vb.. Bazıları da Rusya Sosyal-Demokrat işçi Partisine katılmayacaklar veya Parti üyelerince kurulmuş çalışma grupları statüsünde kalacak, ya da şu ya da bu Parti gruplarına dayanacaklardır vb.

Hiç şüphe yok ki, bütün iç meselelerde bütün bu çalışma gruplarının üyeleri, tıpkı bir komitenin bütün üyeleri ile eşit konumda olacaklardır. Tek istisna, mahalli komiteyle (aynı zamanda M.O. ve M.K. ile de) kişisel temas hakkının sadece komitenin bu amaçla görevlendirdiği kişiye (ya da kişilere) ait olmasıdır. Bu bağlantı kadrosu, tüm diğer açılardan, yerel komiteye, M.K.’ne M.O.’na (şahsen olmamak şartıyla) önerge sunma hakkına sahip olan diğer üyelerle eşit durumda olacaktır. Dolayısıyla, sözkonusu istisna, asla eşitlik ilkesinin bir ihlali değil, sadece keskin konspirasyon gereklerinden doğan zorunlu bir imtiyaz olacaktır.

“Kendi” grubuyla ilgili bir haberi M.K.’ne ya da M.O.’na ulaştırmayı başaramayan bir komite üyesi, doğrudan doğruya bir Parti görevini yerine getirmemekten sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, çeşitli çalışma gruplarının konspirasyon derecesi ve örgütlenme biçimi, görevlerinin mahiyetine bağlı olacaktır. Bu yüzden, çok çeşitli örgüt biçimleri yaratılacaktır (“en katı”, en dar, en sınırlı, içine kapanık örgütlenme tarzından “en serbest”, en geniş, en esnek ve açık örgütlenme tarzına kadar). Mesela, dağıtım gruplarında en keskin konspirasyon ve askeri disiplin zorunluluktur. Propagandacı gruplarında da gizlilik korunmakta, bu gruplardaki askeri disiplin çok daha düşük düzeyde olacaktır. Legal yayınların okunması ya da sendikal ihtiyaç ve talepler üzerine tartışmaların örgütlenmesi için kurulmuş işçi gruplarında daha da az gizlilik gerekecektir vb..

Dağıtım grupları Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisi üyesi olmalı ve onun belli sayıda üyesini ve yöneticisini tanımalıdırlar. Çalışma şartlarını inceleyen ve sendikal talepleri tespit eden grupların ille de Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisine bağlı olması gerekmez. Bir ya da iki Parti üyesiyle birlikte eğitim çalışması yapan öğrenci, subay ve memur grupları bazı durumlarda bu üyelerin Partili olduğunun farkında bile olmamalıdır vb.

Ama bir hususta, bütün bu yan gruplardan azami örgütlülük derecesini mutlaka talep etmeliyiz. Şöyle ki: böyle bir gruba dahil olan her Parti üyesi bu gruptaki çalışmanın yönetiminden resmen sorumludur ve bu grupların her birinin bileşiminin, çalışmasının tüm işleyişinin ve bu çalışmaların muhtevasının M.K. ya da M.O. tarafından mümkün olduğu kadar şeffaf olarak bilinmesi için her türlü tedbiri almakla yükümlüdür.

Bu, merkezin bütün hareketi eksiksiz bir şekilde genel olarak görebilmesi, ikincisi; çeşitli Parti görevlerine mümkün en geniş bir çevre içinden seçim yapılabilmesi, bütün Rusya’daki benzer nitelikte olan bütün grupların (merkez aracılığıyla) bir grubun deneylerinden yararlanabilmeleri ve ajan provokatörlerin ya da şüpheli kişilerin sızmasının önlenmesi için gereklidir. Tek kelimeyle, bu, her durumda mutlaka ve her koşulda gereklidir.13001267_707650876041308_6981718857620377377_n

 

 

Buna nasıl ulaşılır? Komiteye düzenli raporlar sunarak, M.O.’na mümkün olduğu kadar çok sayıda raporun içeriğine yönelik bildirimler, M.K. ve mahalli komite üyelerinin çeşitli çalışma gruplarını ziyaret etmelerini sağlayarak ve nihayet, bu çalışma gruplarının bağlantılarını, yani her çalışma grubunun çeşitli üyelerinin adlarını ve adreslerini güven altına alınmak üzere (M.O. ve M.K.’nin Parti bürosuna) teslim etmeyi zorunlu kılarak. Ancak raporlar sunulduğu ve bağlantılar iletildiği zaman, belli bir çalışma grubuna mensup Parti üyesinin görevini yaptığı söylenebilir.

Ancak o zaman Parti, bir bütün olarak, pratik çalışma yürüten her çalışma grubundan haberdar olacak konumda bulunur, ve ancak o zaman, tutuklamalar bizim için ürtkütücü olmaktan çıkabilir; çünkü çeşitli çalışma grupları ile temaslar korunduğu takdirde, M.K.’mizin bir delegesi için tutuklanan birinin yerine derhal yedekler bulunması ve çalışmanın sürekliliğini sağlaması her zaman kolay olur. O zaman bir komitenin tutuklanması bütün aparatı imha edemez, sadece, yedekleri her zaman hazır bekleyen yöneticileri götürür. Sakın, gizliliği korumak gerektiği için raporların ve ilişkilerin iletilmesi imkansızdır, denmesin. Yeter ki istek olduktan sonra ve komitelerimiz, bir M.K.’miz ve bir M.O.’ımız olduğu sürece, raporları ve ilişkileri teslim etmek (ya da göndermek) her zaman mümkündür ve her zaman da mümkün olacaktır.

Biz şimdi tüm parti örgütünün ve parti faaliyetinin çok önemli bir ilkesine geldik: Hareketin ideolojik ve pratik yönetimi ve proletaryanın devrimci mücadelesi açısından mümkün en fazla merkeziyetçilik bir yandan ne kadar gerekliyse; öte yandan, Parti merkezinin (ve dolayısıyla bir bütün olarak Partinin) hareketten sürekli haberdar edilmesi ve Partiye karşı sorumluluk açısından, mümkün en fazla desentralizasyon gereklidir. Hareketi, mümkün olan en az sayıda, deneyli ve sınanmış kadrolardan oluşan profesyonel devrimci gruplar yönetmelidir. Proletaryanın (ve diğer halk katmanlarının), değişik kesimleri, en çeşitli ve en farklılık taşıyan gruplarına kadar ve mümkün olan en çok sayıda, harekete katılmalıdır. Parti merkezinin elinde her zaman, sadece bu grupların her birinin faaliyetine ilişkin kesin bilgi değil, aynı zamanda bunların bileşimine ilişkin mümkün olduğu kadar eksiksiz bilgi de bulunmalıdır. Hareketin yönetimini merkezileştirmeliyiz.

Aynı zamanda (istihbarat olmadan merkeziyetçilik mümkün olamayacağına göre, sırf bu nedenden dolayı) Partinin tek tek üyeleri, Partinin çalışmalarına tek tek katılanlar ve Partiye dahil olan ya da bağlı bulunan her çalışma grubu açısından, Partiye olan sorumluluğu mümkün olduğu kadar desentralize etmeliyiz. Bu desentralizasyon, devrimci merkeziyetçiliğin zorunlu bir ön şartı ve zorunlu bir düzelticisidir. Ancak merkeziyetçilik sonuna kadar uygulandığı ve bir M.K.’miz ve bir M.O.’mız olduğu zaman, ne kadar küçük olursa olsun her grubun onlarla haberleşebilmesi -ve sadece haberleşebilmesi degil, yılların tecrübesiyle kurulmuş bir sistemin sonucu olarak düzenli bir şekilde haberleşebilmesi- mümkün olacaktır. Bir yerel komitenin tesadüfi talihsiz bileşiminden doğabilecek vahim sonuçlar ancak o zaman giderilebilecektir.

Artık Parti içinde gerçek bir birliğe ve gerçek bir yönetim merkezinin kurulmasına yaklaştığımıza göre, şunu akıldan çıkarmamalıyız: eğer aynı zamanda, hem merkeze karşı sorumluluk açısından, hem de merkezin, Parti makinasının bütün dişli ve çarklarından haberdar edilmesi açısından azami desentralizasyon uygulamazsak, bu merkez güçsüz kalacaktır. Bu desentralizasyon, genellikle hareketimizin en acil pratik ihtiyaçlarından biri sayılan iş bölümünün öteki yüzünden başka bir şey değildir. Eğer Parti merkezi, eski tipte yerel komiteler tarafından doğrudan pratik çalışmadan koparılmaya devam ederse, ne belli bir örgütün yönetici organ olarak resmen tanınması, ne de resmi bir M.K.’nin kurulması, hareketimizin gerçekten birlik içinde ve sağlam bir militan Partinin yaratılmasını sağlayamayacaktır.

Eski tipte yerel komiteler, kendini belli tipte bir devrimci çalışmaya yoğunlaştırmayan, özel bir görev konusunda sorumluluk üstlenmeyen, bir işi yüklendikten sonra onu derinlemesine inceleyip hazırlayarak sonuna kadar götürmeyen, keskin lafazanlıkla muazzam bir vakit ve güç heba eden, her biri her çeşit işle uğraşan bir insan yığınından meydana gelirler. Öte yandan, büyük bir öğrenci ve işçi çalışma grubu yığını vardır ve bunların yarısı komitenin tamamen bilgisi dışındadır; yarısı da komitenin kendisi gibi hantal, komitenin kendisi gibi uzmanlıktan yoksun, komitenin kendisi gibi profesyonel devrimcilerin tecrübelerinden ders çıkarmakta ve başkalarının tecrübelerinden yararlanmakta gönülsüz ve komitenin kendisi gibi “her şey hakkında” bitmez tükenmez toplantılara, seçimlere ve tüzük taslaklarına batmış durumdadırlar.

Merkezin düzgün çalışabilmesi için, yerel komiteler kendilerini yeniden örgütlemelidirler; uzmanlaşmalı, “somut” iş yapan örgütler haline gelmeli ve şu ya da bu pratik alanda gerçek “sonuç alıcı duruma” erişmelidirler. Merkezin (şimdiye kadar olduğu gibi) öğüt vermek, ikna etmek ve tartışmakla kalmaması, orkestrayı gerçekten yönetebilmesi için, kimin hangi kemanı nerede ve nasıl çaldığını; her çalgının çalınması için talimatın nerede ve nasıl alındığını ya da alınmakta olduğunu; (müzik kulak tırmalamaya başladığında) kimin nerede ve niçin hata yaptığını; ve hatanın giderilebilmesi için kimin nereye ve nasıl aktarılması gerektiğini kesin olarak bilmesi gerekir.lenin

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Açıkça söylemek gerekir ki, bugün için, bir komitenin gerçek iç çalışması hakkında bildirileri ve genel yazışmaları dışında ya hiçbir şey bilmiyoruz, ya da arkadaşlarımızın ve yakın dostlarımızın anlattığı kadarını biliyoruz. Ama Rusya işçi sınıfı hareketine önderlik edebilen ve otokrasiye karşı genel bir saldırıya hazırlanan dev bir Partinin kendisini bu kadarıyla sınırlayacağını düşünmek gülünç olur. Komite üyelerinin sayısı azaltılmalıdır. Bu üyelerden her birine hesap vermekle yükümlü tutulacağı kesin, özel ve önemli bir görev verilmelidir. Özel, çok küçük bir yönetici merkez kurulmalıdır. Komiteyle her büyük fabrika arasında bağlantıyı kuran, yayınların düzenli dağıtımını yürüten ve merkeze, bu dağıtımın ve çalışmaların tüm işleyişinin tam bir portresini sunan bir icraatçı destekçi ağı geliştirilmelidir.

Ve son olarak, çeşitli çemberler ve çalışma grupları kurulmalı ve bunlar çeşitli görevleri üstlenmeli ya da Sosyal-Demokratlara yakın olan, onlara yardım eden ve Sosyal-Demokrat olmaya hazırlanan kişileri birleştirmelidirler. Ancak bunlar yapıldığı takdirde, komite ve merkez, bu çalışma gruplarının faaliyetinden (ve bileşiminden) sürekli haberdar olabilir. St. Petersburg komitesinin ve bütün diğer Parti komitelerinin yeniden örgütlenirken izleyecekleri çizgiler bunlardır ve tüzük meselesinin o kadar önemsiz olmasının nedeni de budur.

Önerimizin amacını daha berrak bir şekilde ortaya koyabilmek için, işe Tüzük taslağının tahliliyle başlamıştım. Ve sanırım, buraya kadar anlattıklarımdan, Tüzük olmadan da; onun yerine, her çalışma grubu ve çalışmaların her yönü hakkında düzenli raporlar verilmesini koyarak da işleri yürütmenin mümkün olabileceği, okurun gözünde açıklık kazanmıştır. Tüzüğe ne konulabilir? Komite, herkesin çalışmasını yönetir (bu zaten yeterince açık). Komite, bir yürütme grubu seçer (bu her zaman gerekli değildir; gerekli olduğu zaman da bir Tüzük meselesi değil, merkezi, bu grubun bileşiminden ve yedekler hakkında haberdar etme meselesidir).

Komite, çeşitli çalışma alanlarını üyeleri arasında dağıtır ve her üyeyi, komiteye düzenli rapor sunmakla ve M.O. ve M.K.’ni çalışmaların gelişiminden haberdar etmekle yükümlü tutar (burada da, Tüzüğe, güçlerimizin azlığı nedeniyle sık sık uygulanamayacak bir hüküm koymaktansa, bütün görevlendirmelerden merkezi haberdar etmek daha önemlidir). Komite üyelerinin kimler olduğu kesinlikle belirlenmelidir. Komite kooptasyon yöntemi ile tamamlanır. Komite, bölge grupları, fabrika alt komiteleri ve belli grupları tayin eder (eğer bunları sıralamaya kalkarsak sonu gelmez ve bunları Tüzükte yaklaşık olarak sıralamanın hiçbir gereği de yoktur; merkezi bunların örgütlenmelerinden haberdar etmek yeterlidir). Bölge grupları ve alt komiteler şu çalışma gruplarını örgütlerler…

Bugün için Tüzüğe böyle bir madde koymak son derece yararsız olur. Çünkü bu türden çeşitli grupların ve alt grupların faaliyetleri konusunda genel bir Parti tecrübesine sahip değiliz (birçok yerde bundan tamamen yoksunuz). Bana kalırsa, böyle bir tecrübe edinmek için gerekli olan, Tüzük değil, Parti içi raporlamanın oturtulmasıdır. Şu sıralar, yerel örgütlerimizden her biri, en azından birkaç akşamını Tüzük tartışmasıyla geçiriyor. Bunun yerine, her üye, bu zamanı, tüm Partiye sunmak üzere, kendi çalışması hakkında ayrıntılı ve iyi hazırlanmış bir rapor düzenlemeye ayırsa, çalışmalar yüz kat daha ilerler.

Tüzüğün yararsız olmasının nedeni, sadece devrimci çalışmanın daima kesin bir örgütlenme biçimine uymaması değildir. Hayır, kesin bir çalışma biçimi gereklidir ve biz bütün çalışmalarımıza mümkün olduğu kadar böyle bir biçim vermeye çalışmalıyız. Buna, genellikle sanıldığından çok daha büyük ölçüde izin verilebilir ve bu, Tüzük sayesinde değil, sadece ve sadece (bunu durmadan tekrarlamalıyız) Parti merkezine kesin bilgi iletmekle sağlanabilir. Ancak o zaman, gerçek bir sorumluluğa ve (parti içi) yaşama dayanan gerçek bir örgütlenme biçimimiz olacaktır. Aramızdaki ciddi çatışmaların ve fikir ayrılıklarının “Tüzüğe uygun” oylama yoluyla değil de, mücadeleyle ve “ayrılma” tehditleriyle halledildiğini hangimiz bilmiyoruz? Parti yaşamının son üç dört yılı boyunca, komitelerimizin çoğunun geçmişi böyle iç çekişmelerle doludur.

Ne yazık ki, bu çekişmeler kesin bir biçim almamıştır. Eğer almış olsaydı, Parti için çok daha öğretici olur ve bizden sonrakilerin tecrübelerine çok daha fazla katkıda bulunmuş olurdu. Ne var ki, böylesine yararlı ve zorunlu bir kesin örgütlenme biçimini hiçbir Tüzük yaratamaz; bu ancak ve ancak Parti içi kamuoyuyla yaratılabilir. Otokrasi yönetimi altında, Parti merkezini Parti olaylarından düzenli olarak haberdar etmekten başka bir Parti içi yaşam yöntemimiz ya da aracımız olamaz.

Ve ancak biz Parti içi yaşamın yasallıklarını geniş çapta uygulamasını öğrendikten sonra, çeşitli örgütlerin işleyişi konusunda gerçekten tecrübe sahibi olabilir; ancak yılların böylesine kapsamlı tecrübesine dayanarak, sadece kağıt üzerinde kalmayacak bir tüzük hazırlayabiliriz.

1. ve 11. Eylül 1902 tarihleri arasında yazıldı. (Gregoryan takvimine göre 14. ve 24.9.) İlk defa 1902 yılında hektograf baskıyla yayınlandı. 1904′te RSDİP Merkez Komitesince basılan broşürün metnine uygun olarak Almanca yayınlanmıştır.

Lenin Tüm Eserler, (Almanca) Cilt 6, Sayfa 217-244; Dietz Verlag Berlin, 1975

Dipnotlar

[1] Komiteye, işçi kitleleriyle en çok bağı olan ve işçi kitleleri arasında en fazla “saygınlığı olan” devrimci işçileri almaya çalışmalıyız.

[2] İşçilere şunu anlatmalıyız: ajanların, provokatörlerin ve hainlerin öldürülmesi bazen elbette kaçınılmaz olabilir. Ama bunu sistemleştirmek, hiç istenilmeyen ve hatalı bir şeydir. Ajanları izleyip açığa çıkararak zararsız kılacak bir örgüt kurmaya çalışmalıyız. Ajanların kökünü kurutmak imkansızdır, ama onları deşifre edecek ve işçi sınıfı kitlelerini eğitecek bir örgüt kurmak hem mümkün, hem de gereklidir.

[3] Aynı zamanda, gösterilerde ve hapisten adam kaçırma eylemlerinde vb. görevlendirilmek üzere, askeri eğitim görmüş ve özellikle güçlü ve atılgan işçilerin alındığı savaş gruplarına da ihtiyacımız var.

Açıklayıcı Not:

Yazıda geçen almanca “Zirkel” kavramının türkçede bire bir karşılığı yok. Aslında teknik olarak tam karşılığı “pergel” oluyor. Ancak almancada kastedilen “Zirkel”, pergelle çizilen 360 derecelik daire veya çember anlamına geliyor. Yani insanların bir daire gibi oturup toplanmaları anlamında. “Okuma çemberi”, “Fabrika çemberi”, “Gençlik çemberi” gibi. Burada kastedilen bir, iki partili ile partiye yakın kadro adaylarının ve sempatizanların birlikte oluşturdukları çemberlerdir. Biz bu çeviride, “çember” kavramı türkçe terminolojimizde pek kullanılmadığı için, onun yerine “çalışma grubu” kavramını kullandık. (Ç.N.)