Direnişe Özgürlüğe 1 Mayısa

İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşıyor. 1 Mayıs sömürüye, baskıya, kölelik zincirlerine karşı başkaldırı günüdür.
1 Mayıs’ta iki sınıf, iki dünya karşı karşıya geliyor. Dünyanın dört köşesinden milyonlarca işçi ve emekçi, işçi sınıfının kızıl bayrağı altında birleşiyor, kapitalist sömürü ve barbarlığa karşı tek yumruk oluyor.
İşte bunun için, dünyayı ve ülkeleri yöneten asalak takımı 1 Mayıs’tan ölesiye korkuyor. Elinden gelse onu yasaklayacak. Bunu yapamayınca içini boşaltmaya çalışıyor. Ama başaramıyorlar. 1 Mayıs’ın kızıl mücadele ruhu bir meşale gibi yanmaya devam ediyor.
Kardeşler!
Bu yılın 1 Mayıs’ında sömürü ve köleliğe karşı mücadele kararlılığımızı ortaya koymalı, belimizi büken kapitalist sömürünün zincirlerini taşımak istemediğimizi göstermeliyiz. Çünkü bu zincirler altında, ağır sömürü şartlarında sürünüyor, sefil bir yaşamın pençesinde kıvranıyoruz. Uzun mesailer, düşük ücretler, taşeron köleliği, sendikasız ve güvencesiz çalışma, paralı sağlık ve eğitim yaşamı çekilmez kılıyor.
İşte böylesine sürünerek yaşamaktansa, bu yılın 1 Mayıs’ında Greif işçilerinin mücadele ruhunu ve gözüpekliğini kuşanarak “İşgal, grev, direniş!” bayrağını yükseltmeliyiz. Çünkü bu düzende en küçük haklarımızı kazanmanın yolu dahi kararlı ve dişe diş bir mücadeleden geçiyor. Bu nedenle 1 Mayıs alanlarında, yasaların ve sermayenin izin verdiği kadarına razı olmayacağımızı, hakkımız olanı koparıp alacağımızı göstermeliyiz.
İşte bu ruhla bu yılın 1 Mayıs’ında Taksim kilidini açmalıyız. Çünkü Taksim’e yasak koyanlar, 1 Mayıs’ın mücadele ruhunu boğmak, işçi sınıfının iradesine ve mücadelesine zincir vurmak istiyorlar. Bu zincirleri paramparça etmeliyiz. Haziran Direnişi’nin ruhuyla Taksim’e sel olup akmalı, öte yandan da ülkenin her yanında “Her yer Taksim, her yer direniş!” kararlılığıyla yasakların üzerine yürümeliyiz.
Berkin’in, Ethem’in, Ali İsmail’in, Abdullah’ın, Mehmet’in, Ahmet’in, Medeni’nin Hasan Ferit’in hesabını 1 Mayıs alanlarında sormalıyız.
Bu yılın 1 Mayıs’ında haramilerden hesap sormak ve saltanatlarını yıkacağımızı haykırmak için alanlarda olmalıyız. Çünkü emeğimizi sömürüp soframızdaki ekmeği çalanlar, hayatı bize zindan edip üç kuruşluk ücretlerle süründürürken, kendileri zenginlikler içinde sefahat sürüyorlar. Milyonlarını saymak için para sayma makinaları kullanıyor, sıfırlayıp saklamak isteseler de yapamıyorlar.
Bu yılın 1 Mayıs’ında örgütlenme, toplanma, haber alma ve söz söyleme özgürlüğümüzü savunmalıyız. Çünkü emeğimizin ürünlerini yağmalayanlar, böylelikle elimizi ayağımızı bağlayarak hareket edemez hale getirmeye, ağzımızı kapatarak bizi susturmaya çalışıyorlar. Onlara yanıtımızı 1 Mayıs alanlarında vermeli, hem kendimiz için hem de bu düzen tarafından ezilenler için özgürlük istemeliyiz.
Bu yılın 1 Mayıs’ında emperyalist savaşlara ve egemenlerin kirli savaş tezgahlarına karşı da çıkmalıyız. Suriye’ye ya da herhangi bir başka ülkeye yönelik gerici çıkarlar uğruna tezgahlanan her türlü gerici savaş kışkırtmasına karşı, 1 Mayıs alanlarında dünyanın tüm emekçileriyle birleşerek yanıt vermeliyiz.
Kısacası bu yılın 1 Mayıs’ında çürümüş ve kokuşmuş kapitalizme, bu düzenin insanlığa musallat ettiği tüm kötülüklere karşı işçi sınıfının sosyalizm bayrağı altında toplanmalıyız.
Kardeşler!
Hayatımız, geleceğimiz ve onurumuz için milyonlar olup bir sel gibi 1 Mayıs alanlarına akmalıyız. Bunun için şimdiden hazırlıklara başlamalıyız. 1 Mayıs’ın tarihsel anlamını ve güncel çağrısını en yakınımızdan başlayarak tüm sınıf kardeşlerimize anlatmalı, omuz omuza verip 1 Mayıs çağrısını hep birlikte yaymalıyız. Böylelikle öfkemizi ve umudumuzu seçim sandıklarına gömmeye çalışanlara karşı 1 Mayıs alanlarında gerçek bir kurtuluş için emeğin gücünü göstermeliyiz.
1 Mayıs’ta alanlara, yasakları aşarak kölelik zincirlerini kırmaya!
Direnişe, devrime ve sosyalizme!

Yavuz YILDIRIMTÜRK