Donald Trump ve Kitlelerin Umutsuzluklarından Faydalanmak

Bugünlerde, Donald Trump’a yönelen hakaretlerden en yaygın olanı oldukça büyük bir tarihsel değere sahip olan “demagog” kelimesi. İnsanlar anlamına gelen “demos” ve lider anlamındaki “agogos” kelimelerinin birleşimi olan bu terim, birçok açıdan demokrasi kadar eskidir ve kökleri Antik Yunan’a dayanır. O dönemlerde demagog, genellikle zengin ama asil olmayan, kitleleri harekete geçirme kabiliyeti demokrasi kurumunu riske atabilecek popülist bir politikacıya atıfta bulunurken kullanılıyordu.

Trump’ı demagog olarak nitelemek, The Atlantic’ten Megan Garber’ın da belirttiği gibi, bir taşla iki kuş vurmak gibi: “Onu politik bir aday olarak görmeyi bırakmak ve politik bir tehdit olarak algılamaktır.” MÖ 420’lerde Atina, deri tabakçısı, görgüsüz fakat karizmatik Cleon’un yükselişiyle büyük bir tehditle karşı karşıya geldi. Cleon’un savaş yanlısı cesareti, onu rakip Sparta tehdidi karşısında endişe içinde kıvranan Atina’da baskın bir güç haline getirdi.

Cleon taze bir nefesti; tüccar sınıfın zengin bir üyesiydi ve istekleri uğruna ihtilaf yaratma azmine sahipti. Bu yüzden, komedi yazarı Aristophanes, Cleon’un kurgu versiyonuna dördüncü oyunu Şövalyeler‘de yer vermek istedi ve bu kurgu karakterin karşısına bir rakip demagog, bir kaba sosis satıcısı ve bir de acemi politikacı koydu. Bu, Donald’ı devirmek için Joe Isuzu ya da Tommy Boys gibi komik reklam karakterlerinin oynadığı bir film çekmek gibi bir şey.13230182_10154142775834417_4240990426847961660_n

MÖ 424’te, Şövalyeler oyunu sergilendiği sırada Atina, Sparta karşısında yedi yıldır devam eden mücadeleden ötürü bir açmaza sürüklenmiş haldeydi. “Sıradan insanların umutsuzluklarından faydalanmak” diyor Kuzey Carolina Üniversitesi’nde Yunan ve Latin edebiyatı profesörü William H. Race. “Demagog Cleon, rakiplerini cesaretsizliklerinden dolayı küçümsedi ve saldırgan, agresif bir savaş siyaseti gütmeye söz verdi.” Bu size bildiğiniz birini anımsatıyor mu?

Atina’daki birçok insan için Cleon, taze bir soluk, tüccar sınıfının itilaflara ve gerçekdışı suçlamalara meyilli bir temsilcisiydi. Belagattaki ustalığı da fakir vatandaşları cezbediyordu,“O, kamusal alanda bağıran ve kaba bir dil kullanan ilk konuşmacıydı” der Aristotle adındaki bir Atinalı.

Şövalyeler oyununda Aristophanes, Atina halkını, ”Demos” adında yaşlı ve avanak bir adam olarak tasvir eder. Yaşlı adamın evi, kurnaz bir tabakçı olan “Paphlagon” (Cleon) tarafından işgal edilmiştir. Demos’un kölelerinden ikisi, bu hoşnutsuz duruma son vermek, demagogu kendi oyununda yenmek ve ayağını kaydırmak için Agoracticus adındaki bir sosis satıcısını işinden alıkoyarak kendilerine liderlik etmeye ikna etmeye çalışırlar. Adamın şüpheleri olsa da, köleler onu boşboğaz ve utanması olmayan “bir pazar haydutu” olarak son derece başarılı olacağına ikna ederler. “Bir demagog ne eğitimli ne de dürüst bir adam olmalıdır” der kölenin biri. “Cahil bir hırsız” olmalıdır.

Köleler Paphlagon’u Atina Şövalyeleri önünde vatana ihanetle suçladığında, Agoracticus iddiasını Demos’un ve şövalyelerin önünde dile getirme şansını yakalar. Bu iki demagog, bir diğerine üstün gelmek için giderek daha utanmaz ve daha kaba taktiklere başvururlar; bunlara merhem, ayakkabı, yastık gibi rüşvetler teklif etmek de dahildir. “Burnunuzu sildiğinizde, parmaklarınızı başıma sürüp temizleyin” der Paphlagon. “Hayır benim başıma” diye itiraz eder Agoracticus.

Neticede, yaltaklanma atışmasını Agoracritus kazanır. “Oyun, baskı altındaki kitlelerin rahatlamayı sağlama konusundaki vaatleri adına birbirlerini ezen politikacıların kişisel ihtiraslarına karşı ne kadar savunmasız olduğunu gösteriyor” diyor Race.

Oyun, sadece Cleon’un demagojisinin değil, aynı zamanda, dayanak edindiği kitlenin de bir eleştirisidir. Yaşlı Demos dayanaksız, yağcılığa kolayca aldanan ve ayartmalara karşı zaafı olan bir avanaktır. Sahneye yenilenmiş olarak geri dönmesine rağmen, bedava yiyecek, spa masajı ve diğer şımartmalar sayesinde elde ettiği mutlu son, son derece yüzeyseldir. Atina gibi, Demos da yeniden eski haline döndürülmüştür, ancak gerçekte, kaderi yeni bir efendinin ellerindedir. Aristophanes ve diğer önde gelen Atinalılar, örneğin tarihçi Thucydides ve düşünür Platon, “Demokrasinin, kendilerinden başka bir şey düşünmeyen, utanmaz, başarı ve yeniden yapılanma vaatleriyle dikkati dağılmış bir kitlenin endişeleri ve hayal kırıklıklarından yararlanan demagogların etkisine açık olduğunun son derece farkındaydılar”diyor Race.

Dedikleri gibi, “Her şeyin yeniden muhteşem olacağına dair gürültülü vaatlerde bulunan politikacılardan sakınınız.”

Yazar: Sean Braswell
Çeviri: Zeynep Şenel Gençer