Fitch, Türkiye’nin görünümünü değiştirir mi?

10685312_10152660078757383_2048897990_n (2)Piyasaların gözü, yarın Türkiye’nin kredi notu ve görünümüne ilişkin değerlendirmesini açıklayacak olan derecelendirme kuruluşu Fitch’te. Üzeyir Doğan ve ekonomist Arda Tunca, Fitch’in değerlendirmelerinin hangi yönde olabileceğine ilişkin öngörülerini paylaştı.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, yarın Türkiye’nin kredi notu ve görünümüne ilişkin değerlendirmesini açıklayacak. Türkiye piyasalarında heyecanla beklenen değerlendirmenin ne yönde olacağı ve Fitch’ten Türkiye ekonomisi ve siyasi durumu ile ilgili bir olumlu görüş bildirilip bildirilmeyeceği de merak ediliyor.

Marbaş Menkul Değerler Araştırma Müdürü Üzeyir Doğan ve ekonomist Arda Tunca Fitch’ten gelecek değerlendirmenin hangi yönde olabileceğini ve kredi derecelendirme kuruluşlarının Türk siyasiler tarafından neden eleştirildiğini, RS FM’de ele aldı.

“İNDİRİME GİDİLİRSE TÜRKİYE’YE HAKSIZLIK OLUR”

Kredi notunda bir değişikliğe gitme ihtimalini çok düşük gördüğünü belirten Üzeyir Doğan, bir indirime gidilirse de bunun gerçekten Türkiye’ye yapılacak bir haksızlık olacağını söyledi. Doğan, bunun sebeplerini ise şöyle açıkladı: “Çünkü Türkiye, ‘yatırım yapılabilir’ notunu almak için çok ciddi zaman ve mesafe kat etti. Bu notu da çok zor alabildi. Şimdi görünüm indiriminin yapılabileceği konuşuluyor, ben de buna yarı yarıya olasılık veriyorum çünkü riskler ortada, bunları Fitch de görüyor. Bunları değerlendirmeye tabi tutup Türkiye’yi negatif izlemeye alabilir. Piyasa da şu an görünümün indirilebileceğini yarı yarıya kıyaslamış durumda. Eğer sadece görünüm indirilirse piyasada bir olumsuzluk olur ama bunun etkisi bence sınırlı olur.”

“TÜRKİYE, TÜM RİSKLERİ KONTROL ALTINDA TUTUYOR”

Arda Tunca ise iki tarafta da bir değişiklik beklemediğini belirtti. Tunca, “Fitch, İstanbul’da yaptığı en son toplantıda Türkiye ekonomisine ilişkin bir takım görüşlerini dile getirmişti. Burada özellikle Türkiye’nin kamu maliyesi tarafında güçlü bir noktada olduğunu, cari açığın da yılsonunda, milli gelire oranı itibariyle 5,7-6 civarında sonuçlanacağını dile getirmişti. Daha da önemlisi, 2015 yılında her ne kadar FED’in faiz artırımı kararı o tarihlere denk geliyor olsa da, fonlarda ABD’ye doğru bir yönelme olsa da Türkiye’nin uluslararası sermaye girişlerine ilişkin riskli durumda olmayacağını dile getirmişti. Şimdi Türkiye’nin notunu en çok etkileyecek noktanın cari açıkla ilgili olduğunu ve bu cari açığı Türkiye’nin uyguladığı para ve maliye politikalarıyla kontrol altında tuttuğunu ve yeni risklere açmadığı tespitinde bulundu. Bu şartlar altında ben herhangi bir not değişikliği beklemem. Görünümle ilgili de bir değişiklik beklemem çünkü Türkiye, bütün bu riskleri hakikaten kontrol altında tutuyor” dedi.

“ENFLASYON YUKARI DOĞRU HAREKETLENECEK”

Fitch’in Cuma günü yapacağı açıklamada Türkiye’nin ekonomik ve siyasi durumuna ilişkin görüş bildirmesi de olasılıklar dahilinde. Fitch’in Türkiye’de genel atmosfer için ne gibi yorumlar yapabileceğini değerlendiren Üzeyir Doğan, görünüm değiştirilmese bile açıklamaların sert olacağı yönünde herkesin hemfikir olacağını belirtti. Doğan, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü önümüzde ciddi riskler var ve bu riskler her geçen gün daha da artarak gündeme geliyor. Örneğin, IŞİD sorunu şu an için piyasada fiyatlama ve makro verilerde çok etkili değil. Belki Irak’a yapılan ihracat biraz etkilendi ve orada olumsuz rakamlar görmeye başladık ama tam anlamıyla diğer makro verilere yansımadı. Diğer taraftan yapılan son zamlarla birlikte elektrik ve doğalgaz, enflasyonda biraz yukarı hareketlilik sağlayacak. Yüzde 9 buçuk gibi bir enflasyona alışmış olacağız. Cari açıkta son gelen veri biraz olumsuzdu, dış ticarette bir bozulma vardı. Beklentileri aşan yaklaşık 1 milyarlık bir rakam vardı orada. Bu dış ticaretteki bozulmanın ve cari açığa etkileri gündeme gelecek.”

“MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI ÖNEMLİ”

Arda Tunca’nın ise değerlendirmesi şöyle: “Siyasi ortamın sürekli olarak bir takım riskler içerdiğini dile getiriyor. Bunlar da bizdeki siyasetçileri rahatsız ediyor. Tam olarak siyasetin ekonomi üzerindeki etkisi noktasında ekonominin yönetim prensipleri üzerinde duruyorlar. Bu önemli bir nokta. Beni bir ekonomist olarak ilgilendiren temel nokta ise Merkez Bankası’nın bağımsızlığı üzerine gölge düşmemesi. Evet ekonomilerin hedeflerini hükümetler belirliyor ama bu arada hükümetlerin belirlediği hedeflere uygun para politikalarını ortaya koyan da MB ve bütün dünyada kabul görmüş olan görüş de merkez bankaları kendi para politikası araçlarını kullanırken serbest ve bağımsız hareket etmeliler. Uzun vadeli düşünebilmeleri ancak bununla mümkün. Burada bağımsızlığa gölge düşmemesi gerekiyor. Bunu esas olarak vurguluyor Fitch. Bu nokta da ben uyarısını devam ettireceğini düşünüyorum.”

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARINA TEPKİLER

Son dönemlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere ekonomi yönetimi, kredi derecelendirme kuruluşlarını eleştiriyor ve siyasi ve şüphe içeren kararlar aldığını belirtiyor. Bu duruma da değinen Üzeyir Doğan, bu eleştirilerin sert olmaya devam edeceğini söyledi. Doğan, “Bu açıdan eleştirilerin dozunda bir hafifleme beklemiyoruz. Önceki açıklamalara benzer, belki de daha artan eleştiriler göreceğiz. Türkiye’nin önünde o kadar tarih varken, Erdoğan, Başbakan iken ABD ziyaretini takiben Türkiye’ye ‘yatırım yapılabilir ülke’ notu verirseniz, bu kararların siyasi olmadığını söylemenin de imkanı yoktur. Bu kararlar indirilirken değil, arttırılırken de siyasi olarak verilmiştir” dedi.

Tunca ise bu soruya, şu yanıtı veriyor: “Kesinlikle evet. Kredi derecelendirme kuruluşlarının da denetlenmesi gerek. Aslında derecelendirme kuruluşlarının da derecelendirilmesi gerek. Bunun küresel boyuttaki ispatı 2008’de yaşandı. 2008 krizinin geliyor olduğu çok netken, 2006’da bunların sinyalleri çok bariz bir şekilde ortaya çıkıyorken bu şirketlerin hiçbiri çıkıp da ‘biz şu noktalarda risk görüyoruz’ demediler. Aslında siyasetçilerin de haklı ya da haksız bir takım eleştirilerine maruz kalmalarının temelinde de geçmiş dönemde yaptıkları hatalar var. Dolayısıyla bunların hepsi bir şüphe unsuru haline gelmiş durumda.”