Bunun Adı Kölelik !

“Kölelik mi? O çoktan kalktı” diyenler… İleri kapitalizm, ‘ilkel’ kölelikten feyz almakla kalmıyor, bizzat köleleştiriyor. Rakam bugün 30 milyon.
Belki güneş daha tam yükselmeden uyanmak, hayata karışmaya isteksiz bedeninizi otobüslere, metrobüslere, işyeri servislerine sıkıştırmak başka türlü ağrıtıyor şu an midenizi. Belki cebinizdeki kartı, belki hâlâ tam açılmamış gözkapakları arasından irisinizi, belki parmağınızı okutarak girip çıkmak için dakika sayacağınız işyeri daha fazla geliyor üzerinize. Nerede çalışırsanız çalışın, ‘Ne için?’i daha içten soruyorsunuz. Belki evet, mübalağaya meyyal günlerinizde siz de ‘köle gibi’ çalışmaktan yakınıyorsunuz. Haklısınızdır da.

1

Gibi değil, ‘ücretli kölelik’ değil, ‘modern’ dünyanın hakiki kölelerinden söz edeceğim. Ama derdimize tercüman, şu taze tespit de aklımızda dursun… Ticaret tarihi üzerine çalışan Caitlin Rosenthal, 1800’lü yıllarda ABD’de, Güney plantasyonlarındaki kölelik düzenine yoğunlaşmasıyla bir şeyi daha net görüyor: Kapitalizmin verimlilik arttırma ve işgücünü denetleme yöntemlerinin birçoğu kölelik dönemiyle aynı! Bir söyleşide bu paralelliği, kitabında köleliği aklamak için değil, bilakis iş dünyasının normalleştirilen yöntemlerini sorgulamak için kurduğunu söylüyor. Durum bu çünkü.

KÖLE SUDAN UCUZ
Haberi duymuşsunuzdur, ilk kez 162 ülkeyi kapsayan bir kölelik endeksi yayımlandı geçen hafta içinde. Walk Free Foundation (Özgür Yürü Vakfı) tarafından hazırlanan istatistiğe göre dünyada 30 milyona yakın, Türkiye’de de 110-130 bin köle var. Gerçekten köle.

Bu endeksi hazırlayan ekipten olan sosyoloji profesörü Kevin Bales, The Guardian’a yazdığı yazıda, “Bugünün şartlarında köleliği nasıl ararsınız? Nasıl ölçersiniz?” diye soruyor. Zincir mi bakınırız mesela, kırbaç mı? Halbuki yan dairemizdeki bakıcı gerçek bir köle olabilir.

Bales, modern kölelikle 1990’lardan beri ilgilenen ve mevzua bütüncül bakışıyla öncü olan ‘Kullanılıp Atılanlar-Küresel Ekonomide Yeni Kölelik’ kitabının da yazarı. 2000 tarihli kitap, 2002’de Çitlembik Yayınları tarafından Türkiye’de de yayımlanmıştı. 2001 krizinde bir süre işsiz kalmış bir gazeteci olarak çevirisini ben yaptığımdan, Bales’in anlattığı hikâyelerin hafızamda yeri ayrıdır. Akademik teferruatı göze sokmayan, gazeteci merakı ve bir miktar da edebi izlenim izi taşıyan bir kitap yazmıştı Bales. Farklı sektörlerde köleliğin yaşandığı Moritanya, Tayland, Brezilya, Pakistan ve Hindistan’dan gerçek hikâyeleri, şahsi tanıklığıyla, yerinden aktarıyordu. Temel çıkış noktasıysa şuydu: “Bugün herhangi birine kölelik sürüyor mu diye sorsanız alacağınız cevap ‘Saçmalama, kölelik yasak tabii ki’ olur. Oysa kölelik yaşıyor.”

Modern köleliğin en sık rastlanan biçimi borç esareti. Özellikle köylerden, şehirde iş bulma vaadiyle toplanan gençlerin, önce yol, sonra barınma masrafıyla ‘işverene’ borçlanması. Bu öyle bela bir döngü ki, arada hastalandığında yahut verimli çalışmadığında, borcundan düşülecek sözde maaşı da kesildiğinden kurtulmak yılları alıyor. Bazen katlanarak büyüyor. Bazen sadece, o da üstünkörü karın tokluğuna hayatta kalmaya yetiyor emeğin karşılığı. Tayland’da seks işçisi, Moritanya’da su dağıtıcısı, Brezilya’da silahlı muhafızların çevrelediği kömür kamplarında işçi, Pakistan’da tuğla, Hindistan’da tarım işçisi, belki İstanbul’da bir bakıcı… Sistemi işleten çeteler mevcut. Bu endeks hazırlanırken aynı kapsama sokulan çocuk işçiliği ve zorla evlendirmeler de dahil edilmiş.

Bildiğimiz kölelikle bugünkü arasında birkaç temel fark var. İlki, bugünkünün özellikle ırkla işinin olmayışı. İkincisi, her tür insanlık dışı koşula rağmen kölelik eskiden bir yatırımdı, kölenin ticari değeri ‘sahibin’ muamelesini etkiliyordu. Bugünse ‘köle’ sudan ucuz. O yüzden kullanılıp atılıyorlar. 2013 senesinde böyle hazin mukayeseler yapıyoruz biz de.

2016 Küresel Kölelik Endeksi’ne göre 167 ülkede yaklaşık 46 milyon insan modern köleliğin bir türünü yaşıyor.

Merkezi Avustralya’da bulunan insan hakları grubu Walk Free Vakfı’nın hazırladığıKüresel Kölelik Endeksi‘ne göre köleliğe mahkum doğmuş, seks işçiliği için kaçırılan, büyük borç sarmalına kıstırılmış ya da zorla çalıştırılan insanların sayısı 2014′te 35,8 milyonken bugün 45,8 milyona ulaştı.

Rapora göre Türkiye’de 480 bin kişi kölelik koşullarında yaşıyor.

2016 endeks bulguları araştırma şirketi Gallup tarafından 167 ülkede yapılan araştırmaların yanı sıra 25 farklı ülkede 42 bin kişiyle yapılan anketler sonucu elde edildi.

Raporda modern kölelik tanımı “Bir kişinin sömürü amacıyla bedeni üzerindeki ve çalışıp çalışmama kararı hakkındaki özgürlüğünün elinden alması” şeklinde yapılıyor.

Modern kölelik kavramında özgürlük tehdit, şiddet, baskı, gücün istismarı ve aldatma yollarıyla kişilerin elinden alınıyor.

Sonuçta bu kişi içinde bulunduğu durumu terk edemiyor.

Walk Free Vakfı’nın kurucusu Andrew Forest bu artışta daha iyi veri toplamanın da payı olduğunu ancak küresel çapta evlerinden olan insanların ve göçmenlerin köleliğin her türüne daha fazla açık hale geldiğini aktardı.

Dünyada modern köleliğin nüfusa oranla en yaygın olarak görüldüğü ülkelerin başında Kuzey Kore, Özbekistan, Kamboçya, Hindistan ve Katar geliyor.

Çalışma kamplarının bulunduğu Kuzey Kore’de her 20 kişiden biri kölelik koşullarında yaşıyor.

‘Türkiye’de 480 bin modern köle var’

Hindistan, Çin, Pakistan, Bangladeş ve Özbekistan’da modern köle koşullarında yaşayan insanların sayısı tüm dünyadaki modern kölelerin yüzde 58′ini oluşturuyor.

Sadece Hindistan’da 18.4 milyon köle yaşıyor.

Türkiye’de ise bugün kölelik koşullarında yaşayan 480 bin insan var.

En kötüden en iyiye doğru sıralanan endekste Türkiye 20. sırayla listenin ortalarında yer alıyor.

Modern köleliğin en az görüldüğü ülkeler ise Lüksemburg, İrlanda, Norveç, Danimarka, İsviçre, İsveç, Avusturya, Belçika, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda.

Walk Free Avrupa’nın modern köleliğin en az görüldüğü bölge olmakla birlikte zoraki işçiliğin ve cinsel istismarın adresi olduğunu belirtiyor. Avrupa’ya mülteci ve göçmen akınının etkileri de henüz bilinmiyor.

Rapora göre kölelikle mücadelede en az çaba harcayan ülkeler Kuzey Kore, İran, Eritre, Ekvator Ginesi ve Hong Kong.

En çok çaba harcayan ülkelerin başında ise Hollanda, ABD, İngiltere, İsveç ve Avusturya geliyor.