Üretimin çoğunu yapıp, gelirin kırıntısını alıyoruz!

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 8 Mart yaklaşırken “Evde, işte çalışıyoruz… Sağlığımızdan olmak istemiyoruz…” başlığıyla bir Kadın Çalıştayı düzenledi. Farklı iş kollarından kadınlar, işçi sağlığı ve iş güvenliği politikalarının kadınları yok saydığını vurguladı ve “Kadınız, kadın olarak çalışma hayatındayız, bizi görünmez kılamazsınız” dedi

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Kadın Çalıştayı Petrol-İş Sendikası Genel Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirildi. Çalıştayın açılış konuşmasını Petrol-İş Sendikası Kadın Dergisi çalışanı Selgin Zırhlı Kaplan yaptı. İş kazası istatistiklerinde kadınlara yer verilmediğini belirten Kaplan, “eşit koşullarda, sendikalı, güvenceli ve güvenli işlerde çalışmak istiyoruz. Artık yeter demenin sesli halidir Kadın Çalıştayı” dedi.

Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Berna Güler Müftüoğlu da “Görünmeyen alanı görünür kılmak, bilgiyi üretmek ve dayanışmak için buradayız” diyerek İSİG Meclisi verilerine göre 2012 yılında en az 61 kadın işçinin hayatını kaybettiğini belirtti. Dünyadaki işlerin 2/3’ünü yapan kadınların dünyadaki toplam gelirin ancak 1/10’unu kazandığını vurgulayan Müftüoğlu, kapitalist sistemin artı değeri arttırmak için esnek çalışma biçimleri geliştirdiğini ve esnek çalışma biçimlerinin dayattığı güvencesiz çalışma koşullarına kadınların erkeklerden daha çok maruz kaldığını belirtti. Müftüoğlu sözlerini her tür eşitsizliğe karşı ama aynı anda dünyanın her yerinde direnme çağrısı yaparak noktaladı.

Tarım işçisi kadın günde 18 saat çalışıyor

Tarım işçisi kadınların çalışma koşullarıyla ilgili sunum yapan Neslihan Karatepe kırda yaşanan toplumsal cinsiyete bağlı iş bölümümün yarattığı eşitsizliklere dikkat çekti. Tarımda kadınların günde 12 saati bulan çalışmanın ardından sonra da çadırın temizlenmesi, temiz suyun getirilmesi, yemek hazırlanması gibi işlerle günlük çalışma sürelerinin 18 saati bulduğunu belirtti.

Sağlıkta mobbing, intihar, şiddet…

Sağlık emekçilerinin çalışma koşullarıyla ilgili konuşan Zehra Koçyiğit ve Gülşen Türker, sağlık sektöründe çalışan kadınların uzun çalışma saatleri nedeniyle iş dışında bir hayatı olmadığını, doğum ve emzirme izinlerini kullanamadıklarını, kreş ve emzirme odalarının olmadığını, iş yoğunluğu nedeniyle yetersiz beslendiklerini ve sıkça mobbinge maruz kaldıklarını belirttiler. Sağlık emekçilerinde artan intiharlara da dikkat çeken kadınlar, sağlıkta dönüşüm programının yıkıcı sonuçlarından dolayı hasta yakınlarının sağlık emekçilerine artan şiddetinin altını çizdiler.

DHL direnişçisi Şimşek: ‘Yük taşımaktan bel fıtığı oluyoruz’

Direnişlerinin 246. günündeki DHL işçileri adına konuşan Aysel Şimşek, sendikalı oldukları için performans düşüklüğü bahanesiyle işten çıkarıldıklarını belirtti. Henüz 1 yıl önce performansı çok yüksek diye ödül verilen bir sendikalı işçinin, yine performans düşüklüğü bahanesiyle işten çıkarıldığını söyleyen Şimşek, işverenin Türk-İş’e bağlı TÜMTİS’ten ayrılıp, Hak-İş’e bağlı Taşıma-İş’e geçmeleri halinde yüzde 15-20 zam teklif ettiğini söyledi. Günlük çalışan ve aynı işi yapan erkeklerin 30 TL alırken, kadınların 25 TL aldığını belirterek DHL’deki cinsiyetçi ücretlendirmenin altını çizen Şimşek, kadınların ayrıca 10-15 kiloluk kolileri kaldırmaktan bel ve boyun fıtığı hastalığına yakalandığını belirtti.

Ev işçilerine yıpranma payı..

İMECE Kadın Sendikası’ndan Serpil Kemalbay, ev işçilerinin gelirlerinin toplam ev geliri içindeki payının yüzde 41 olmasına rağmen, yaptıklarının iş olarak görülmediğini söyledi. Yaptıkları iş görünmediği gibi iş kazalarının da görünmediğini belirten Kemalbay, ev içi sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanması gerektiğini belirtti ve ücretli ücretsiz tüm ev işçilerinin yıpranma payının alınması gerektiğinin altını çizdi.

Ev eksenli işçilerin yüzde 90’ı kadın..

Ev Eksenli Çalışanlar Sendikası’ndan Gülsüm Çoşkun, ev eksenli çalışanların ezici çoğunluğunun kadınların olduğunu, Türkiye’de yüzde 90’ının kadınların oluşturduğunu söyledi. Coşkun ev eksenli çalışan kadınların birden fazla sektörle ilişkili oldukları için daha fazla meslek hastalığına ve kazaya maruz kaldıklarını belirtti ve güvencesiz çalışmaya çözüm getirilmesi gerektiğini söyleyerek ve güç birliği ve dayanışma için buradayız dedi.

Kadından mühendis olur mu(!)

Maden Mühendisi Arzu Oğuzkurt, kadın bir maden mühendisi olarak çalışma yaşamında karşılaştığı sorunları anlattı. Staja ilk başladığı günlerde maden ocağına indirmediklerini ve kendi zorlaması üzerince ocağa indiğinde ise erkek işçilerin kendisine “Hoş geldin beyim” diye seslendiklerini ve bareti düşüp saçları ortaya çıkınca kadın olduğunu gördüklerinde pembe baret takması talebinin geldiğini belirtti. Oğuzkurt kadın maden mühendislerinin saha yerine laboratuarda çalışmaya zorlandıklarını söyledi ve iş ilanlarının da “erkek maden mühendisi aranıyor” şeklinde verildiğini belirtti. Oğuzkurt “erkek değil kadınım ve bu işi kadın olarak yapmak istiyorum” dedi.

‘En büyük sorunumuz taşeron’

Taşeron Sağlık İşçisi Güllü Hanoğlu..
Dev Sağlık-İş adına konuşan Güllü Hanoğlu kadınların evde, işte ve hatta evden işe giderken, her yerde tacize, tecavüze uğradığını söyledi. Kadınların çok çocuk doğurması ve güvencesiz çalışması üzerine bir sistem inşa edilmeye çalışan Türkiye’de en büyük sorunun taşeron olduğunu vurguladı.

THY emekçilerini temsilen konuşan Neslihan Canoğlu, kadın kabin görevlilerin, basınçtan dolayı rahim sarkması, kulak zarı yırtılması, sürekli ayakta durmaktan kaynaklanan bel ve boyun fıtığı, yıldızlardan gelen kozmik radyasyonun neden olduğu kanser vakalarının sıkça görüldüğünü belirtti. Bel fıtığının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için başvuruda bulunduklarını ancak meslek hastalığından dolayı çalışanlar işten çıkarılamayacakları için bu taleplerinin kabul edilmediğini belirten Canoğlu, örgütlenerek grev haklarını kazandıklarını belirtti ve örgütlenmenin önemini vurguladı.

Uluslararası deneyimlerden örnek veren akademisyen Aslı Odman, kanserojen etkileri 20. yy.’ın başından beri bilinen asbestin, Fransa’da asbest sanayicilerinin lobi faaliyetlerine rağmen Amisol fabrikası kadın işçileri kolektifinin öncü rolü ile 1997 yılında tamamen yasaklanma sürecini anlattı.

“Adalete ulaşmak için hukuk gerekir”

Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nedret Durukan kadınların erkeklerin beğenmediği pozisyonlara getirildiğini ve vitrin olarak görüldüğünü belirtti. Çalıştayda Bağdagül Tanış “Maden Şehri Kadınları” başlıklı sunumuyla, Zonguldak’ta yaşayan kadınların sorunlarını dile getirdi. OSİMDER’den Güneş Altay Sinter Direnişinden bahsetti ve kadınların sektörde ne kadar zor iş bulduklarını anlattı. Avukat Dr. Yıldız Ertuğ Ünder hukuk sisteminde kadına dair özel uygulamaların oldukça sınırlı olduğunu belirtti ve “adalete ulaşmak için hukuk gerekir” dedi.

Çocuklar için konferans salonunun dışında bir kreş ortamı yaratılan Çalıştay,şiir ve müzik dinletisi ve bir tiyatro gösterisi ile katılımcıların hem tartışıp bilgiyi ürettiği, hem de keyifli bir gün geçirdiği bir etkinlik olarak gerçekleşti. İlk defa gerçekleştirilen kadın çalıştayının her sene tekrarlanacağı belirtildi.

Berna Güler-Müftüoğlu’nun 8 Mart’a çağrı yaptığı kapanış konuşmasının ardından 12 madde halinde çalıştay sonuç bildirgesi okundu.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Çalıştayı Sonuç Bildirgesi

1. Toplumsal cinsiyetçi iş bölümüne son verilmelidir.

2. Kadın işlerinin ‘tehlikesiz ve basit’ olduğu ön yargısı yıkılmalıdır.

3. Yeniden üretim atölyelerine dönüşen evler ve iş yerleri sağlık ve güvenlik risklerine karşı güvenli hale getirilmelidir.

4. Gerek devlet tarafından gerekse emek ve meslek örgütleri tarafından oluşturulan işçi sağlığı ve güvenliği politikalarının toplumsal cinsiyet açısından düzenlenmelidir.

5. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, işyerlerinde ve evlerde kadınların ağırlıklı olarak çalıştığı işlerin ve bu işlerde çalışan kadınlarda rastlanan ortak sağlık sorunları ve riskleri rapor edilmeli ve kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmalıdır.

6. Kadınların çalışma alanlarındaki kimyasal, biyolojik, fiziksel, ergonomik vb. riskler saptanmalıdır.

7. İşyerinde kadına yönelik cinsel şiddet, taciz, cinsel sataşma tehlikesine karşı başvuru masası oluşturulmalıdır.

8. Emek ve meslek örgütleri kadın işçi sağlığı konusunda sektörlerine göre veri toplamalı ve raporlandırmalıdır.

9. Tüm çalışma alanlarında kadınların örgütlenmesi ve birleşik mücadelesi gereklidir.

10. Kadınlar çifte mesaisinin yıpratıcılığı ve üstlerindeki aşırı iş yüküne bağlı fiziksel ve ruhsal zararlar toplamı bir meslek hastalığı tanımı getirilmelidir.

11. Ücretli ücretsiz kadın işçilere yıpranma payı/ erken emeklilik uygulamaları getirilmelidir.

12. Ev ve bakım hizmetleri azami ölçüde kamusal alandan ücretsiz karşılanmalıdır.