Reformizm Şeytanının Bacağını Kırdınız!

30 Mart’ta Mahirlerin Kızıldere’de katledilmeleri yüreklerimizi dağlamış, kim bilir analiz kabiliyetimizi de bir ölçüde alıp götürmüştü. Oligarşinin artık kana doymuş olabileceğini düşünüyor ve Denizlerin idamına fazla ihtimal vermiyorduk; en azından ben öyle düşünmek istediğimi hatırlıyorum. İdamdan kısa süre önce, arkadaşlara tüm koğuşları ziyaret etmek için izin vermişlerdi.

Ben içimdeki arzuyu analiz gibi Deniz’e anlattığımda, o bir kova buz gibi suyu tepemden aşağı boşaltırcasına, “biz gittik oğlum, sancağı yere düşürmeyin!” dedikten sonra bu günlerce aklımdan çıkmadı; Bunu o kadar tabi bir şey gibi söylemişti ki, artık gün ışıkları doğmadan uyuyamaz oldum.

tsy (5)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ve o lanetli 6 Mayıs günü Denizlerin kaldığı arka hücrelerin kapısının açıldığını duyup aynayla baktığımda yoldaşların götürüleceğini anladım. Bir hançer daha saplandı yüreğime, hala daha çıkması mümkün değil. Arkadaşları uyandırdım. Herkesin yüzünde çaresizliğe bulanmış nefreti gördüm.

O andan itibaren hiçbir zaman çıkarmadım aklımdan denizin sözünü: “biz gittik oğlum, sancağı yere düşürmeyin!”
Hiç unutmadığım bir sözü daha vardır Deniz’in cevher kıymetinde: ODTÜ yurtlarında kır gerillasının mı, şehir gerillasının mı (biz şehir gerillası savunuyorduk) daha başarılı olabileceği üzerine tartışırken, tartışmadan bıkıp, “ya önemi yok; biz şeytanın bacağını kıracağız!” demişti. Onun teorisi haklı çıktı.

Ne şehir ne de kır gerillası başarılı oldu ama “şeytanın bacağı kırılıp”, Türkiye sosyalist hareketinin ihtilalci çizgisi kurulmuş ve Deniz’in “yere düşürmeyin” dediği ihtilalci sosyalizm sancağı on binlerin elinden düşmezken, Kürdistan dağlarının zirvelerinde özgürlük sancağına dönüşmüş oldu.

ŞAN OLSUN BU YOLU AÇAN VE SÜRDÜRENLERE!