‘Çocuk Gelinler’ Değil PEDOFİLİ

“Son 7 yılda kadın cinayetlerinde %1400’lere varan artış oldu. 2002-2011 arası ‘resmi rakamlara’ göre 4410 kadın öldürüldü. 2013 yılının ilk dokuz ayında ‘intiharlar’ hariç 842 kadın öldürüldü. Koruma talebiyle polise veya savcılığa başvuran kadınların % 73’ü, sığınma evlerinde olan kadınların ise % 27’si öldürüldü..türkiyede 182 bin çocuk yaşta gelin olduğu biliniyor..

Önyargılar, yanlış öğrenmeler, mahalle baskısı, namus gibi bahanelerle vakitsizce evliliğe itilen kadınların artık kendi hikayelerini anlatma zamanı..

Batı illerinden birçok kişi, para karşılığı gelin ‘satın’ alıyor. Yüzlerce örneği bulunan bu insanlık suçunun son örneği ise Ayten…

Ayten, çocuk yaşta para karşılığı kendisinden 51 yaş büyük bir erkekle evlendirildi. Gittiği Afyon’un Erenler köyünde kendisi gibi 30 ‘satılık gelinin’ daha olduğunu anlatan Ayten, 8 kardeşinin de kendisi gibi batı illerindeki erkeklere ‘satıldığını’ söylüyor.

Evlilik onlara ÇOCUK yaşta BÜYÜK geliyor

En son ‘çocuk gelin’ K.E’nin ölümüyle bir kez daha gündeme gelen çocuk yaşta zorla evlendirmeler, önümüzde hala koca bir yara olarak duruyor. Çocuk yaşta para karşılığı evlendirilen Ayten A’nın yaşamı bu dramı bir kez daha gözler önüne seriyor. 24 yıl önce 12 yaşında para karşılığında kendisinden 51 yaş büyük T.A. ile evlendirilen Ayten’in 8 kız kardeşi de para karşılığında kendilerinden yaşça büyük erkeklerle evlendirildi. Yaşadıklarını anlatan Ayten, çocuk yaşta evlendirilmenin yanı sıra bir Kürt kadını olarak dil bilmediği için şiddet gördüğünü de söylüyor.14642323_1468229259873398_5854842998852420513_n

‘Elbise alacağım…’

Konuşmakta zorluk çeken Ayten, Agirî’nin Panos ilçesinde 9 kız 5 erkek çocuklu bir ailenin 5’inci çocuğu. Babasının 3 eşi olduğunu söyleyen Ayten, “8 kız kardeşim de benim gibi Afyon, Adana, Kayseri, Antalya, Denizli gibi illere satıldı” diyor. Evlendirildiği kişiye ilk zamanlar ‘amca’ diye hitap ettiğini anlatan Ayten, “Hala 24 yıl önce evden çıkarıldığım günü dün gibi hatırlıyorum. Annem ağlıyordu. Ben her şeyden habersiz sadece elbise almaya gideceğimiz heyecanı ile gitme telaşı içindeydim. Her şeyin benim küçük dünyamda göründüğü gibi olmadığını büyüdükçe kavradım” diyor.

‘Gizlice ip atladım’

Eşi T.A’nın diğer eşinden 3 erkek çocuğu olduğunu ve sürekli kendisine şiddet uyguladığını dile getiren Ayten, “Çok küçük olduğum için neden onlarla birlikte kaldığımı, neden yaşlı adamla sürekli yatmak ve onun tecavüzlerine maruz kaldığımı anlayamıyordum” diyor. Sokakta oynayan çocukları görünce dayanamadığını söyleyen Ayten, o günleri şöyle anlatıyor: “Çocukluğum bir muamma benim için. Ben hangi ara çocuk, hangi ara eş, hangi ara anne oldum bilmiyorum. Bir gün çocuklar kapımızın önünde ip atlıyorlardı. Ben de gizliden evden çıkarak çocukların yanına gittim. Oyun oynadığımı gören eşimin çocukları beni sopayla dövdüler.”

Afyon’a geldiğinde pek Türkçe bilmediğini söyleyen Ayten, “Biz, herkesin unuttuğu ve kaderimizi yaşamaya terk edilmiş kadınlarız. Dilimizi, kültürümüzü, geleceğimizi para için sattılar. Çalınmış hayatımızın bedelini kimden isteyeceğiz. Çevremizdekiler gibi davranmam, onları gibi giyinmem, konuşmam isteniyor. Kürtçe konuşmam ise ‘hakkımızda konuşuyorsunuz’ denilerek, şiddet uygulama gerekçesi oluyor” diyor. Kaçmayı çok düşündüğünü, ancak gidecek yeri olmadığını söyleyen Ayten, şöyle devam ediyor: “Afyon halkı Kürtleri sevmiyor, ama sevmediği bir toplumdan para karşılığında kadın satın alıp kendisi gibi şekillendirmek istiyor.” Ayten’in 23 yaşındaki kızı Dilek ise babası ile aralarında hiçbir zaman baba-çocuk ilişkisi olmadığını dışarıda babasını dedesi olarak tanıttığını söylüyor. Ayten ile evlenen T.A. ise konuşmakta zorluk çekse de o dönemi şu sözlerle anlatıyor: “İki ineğimi satarak 90 yılında o zamanın parasıyla aracı olan kişiye 100 lira verdim. Beni Ayten’in evine götürdü. Benden 5 bin lira para istediler. Ayten küçüktü, ben de küçük olmasını istiyordum. Daha çabuk eğitilir, istediğimiz gibi yetiştirebiliriz diye küçük istiyordum” dedi.

Aynı köyde 30 ‘satılık gelin’

Erenler köyünde aynı durumda olan ve oradaki halkın “satılık gelin” dediği 30’a yakın kadının olduğunu anlatan Ayten, “Aileme çok kızgınım. Beni satmak için yetiştirdiler. Buralarda eş bulamayanlara para karşılığında satılıyoruz. Hiçbir değeri olmayan ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak için dünyaya gelmiş kadınlarız” diyor.