CHP, ABD’den İcazet Aldı mı ?

ABD, Gezi Kalkışması ile birlikte toplumsal muhalefetin hedefi haline gelen faşist diktatölüğe hükümet eden AKP’yi mecliste dengeleyecek alternatif bir güç olarak uzun süredir tozunu almakta ve ona yeni şekiller vrerek, süslayarek kenarda beklettikleri ‘yeni’ CHP’yi devreye sokmanın hazırlığını yapmakta.

Son yolsuzluk operasyonu ile faşist diktatölüğe hükümet eden AKP’yi , Cemaat üzerinden yıpratmaya çalışan CİA ve Pentagon arasındaki it dalaşı burjuva siyasetinin temel gündemi oldu. Faşist diktatölüğe hükümet eden AKP’nin kitleleri denetim altında tutabilecek tek güçlü düzen partisi olması, tekelci sermayeye ve emperyalizme olan kusursuz hizmeti, ılımlı-İslam projesinin uygulayıcısı olarak dinci-gericiliği toplumda etkili bir baskı aracı olarak kullanmasındaki başarısı, Kürt Silahlı Kalkışmasını teslim alması, ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik dönemsel politikası bu yaklaşımın belirleyici nedenleri oldu.

Ancak CHP’nin ABD ziyareti, düzen siyasetine yönelik müdahale sinyallerini vermişti. Yani yorulan atı değiştirmek için düğmeye basılmıştı. Cemaatle CHP’nin arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi açısından da önemli bir yeri olan bu ziyaret sonrasında düzen içi güç ve rant paylaşımın rengi de hızla değişmeye başladı. Yolsuzluk, rüşvet ve kara para operasyonun gündeme bomba gibi düştüğü bir anda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone biraraya gelmesi ise dikkat çekicidir.chp

Bu görüşmeye paralel olarak ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone, “Taksim Gezi Parkı hadiseleri gibi bu operasyonda Türk demokrasisinin güçlenmesine katkı sağlayacak” sözleri, sermaye düzenin siyasal alanda yaşadığı istikrarsızlığın kendi cephelerinden yarattığı rahatsızlığı itiraf etmektedir. Tekelci sermaye devletinin iç dengelerinde önemli değişiklikler yaratacak olan bu operasyonun emperyalist efendilerinin bilgisi dışında gerçekleşmiş olmasının imkânı yoktur. Tekelci sermayesinin tüm kliklerinin stratejik ve dönemsel çıkarları ABD emperyalizmi ile ortaktır. Rant ve güç paylaşımında kendi aralarında çetin mücadeleler içine girseler ve ABD ile bölgesel güç olma hayalleri yüzünden ters düşseler de bu durum bugünün tarihsel gerçekliğidir.

Ve bugünkü koşullarda hiçbiri emperyalist efendilerinden izin almadan böylesi kapışma içine giremeleride olanaklı değildir. Bunun aksi diyalektiğe aykırıdır. Ricciardone-Kılıçlaroğlu görüşmesi aynı zamanda ABD emperyalizminin düzen siyasetindeki belirleyici rolünün en açık göstergesidir. Ricciardone’nin, “Bu operasyonu tüm Türkiye gibi bizler de büyük bir şaşkınlık ve heyecanla, yakından izliyoruz. Şeffaflık ve dürüstlük tüm demokrasilerde önemlidir. Denge ve denetleme mekanizmaları, hukukun üstünlüğü, iyi yönetişim tüm demokrasilerde önemlidir.

Türkiye’de de böyle olması gerekir. Bizler de operasyonun nereye uzanacağını merakla bekliyoruz. Yaşanan süreçten doğabilecek olası bir karmaşanın, Ortadoğu’da Türkiye ile ABD’nin ortaklığı noktasında bir sıkıntı yaratmasından endişe ediyoruz. Böyle olmamasını diliyoruz çünkü bölgedeki sorunların çözümü için Türkiye çok önemli bir noktada” beyanı bunun özlü bir itirafıdır. Ancak buradan ABD ve diğer batılı emperyalistlerin Türkiye üzerinden orta-doğu zenginliklerine saldıracakları ve bu paylaşımda geniş bölgesel bir savaşın içine Türkiye’yi de sürükleyeceği orta vadeli planları unutulmadan okunmalıdır bu gelişmeler.